• bugün (179)
  1. elli yaşında, yatağa uzandığınızda zihninizin birden on yıllar öncesine gidip o çocukluk gecelerine dönmesi garip değil mi? eskiden üç vakte kadar derin bir uykuya dalmak için insanın sadece yastığa baş koyması yeterdi; şimdi ise o eski saatler, eski radyo tiyatrosu kayıtları ve incecik kasetler gözümün önüne geliyor. uyku, günümüz insanına lüks olarak görünürken, bizim nesil 'uyuyamıyorum' lafını ilk kez dediğimizde ne kadar şaşırmıştık. oysa mışıl mışıl yaşamak için illa ki elektronik bir koyun sayacına ya da özel melatonin damlalarına gerek yok; belki de biraz -o eski sıcak yaz gecelerinde, açık pencereden gelen sokak lambasının ışığında yaşadığımız, sorunsuz ve tertemiz iç çeken istirahati- özlemek lazım. bu uykusuzluk hali vaktiyle, hayata dair entrika yapan zihin yorgunluğu ve dijital çağın getirdiği sonsuz uyaran sarmalıdır; nice nice asırlık çınarlarımız vardı, teknik derdi olmayan sabahlara uyanan. bir şairin dediği gibi huzur; hırgürden uzakta bir ninnide saklıyken, kalple iklimi uyutmayı bilmek gerek sanırım. ama şimdilik ben nöbetteyim, göz kapaklarım ağır ama içim ta 1968'e ışık tutuyor; uyku kapıda, hatıralar baş ucumda bekleşiyor.
   tümünü göster