• bugün (166)
  1. eylül akşamı bankta oturup kalabalığı izlerken, dolum makinesine gidenlerin o telaşına takılıyor gözüm. kimi sinmiş, bir düğmeye basıyor bir kontak yapmaya çalışıyor; kim dönüp arkadakine bakıyor adeta bir nefes duası hissiyle. şehir denince bunlar gelir aklıma, işret lambalarının altında önemsiyken karmaşık bir hikâye.

    otomata kaptırılan kartlar, sayısı tutmayan kanallar, dekont eziyeti.. hepsi kaybolan bir ritmin peşinde koşan ayak izleri gibi. akşamüstü semt semt dolaşırken bunları seyrederim, bir kırgın tekne gibi duran makinelerin yanında. istanbul'da yaşam ve kalmışçasına sabır, o plastik kartın en sevdiği dostu değil galiba; gece telefonunu şarja koyanlar gibi hissediyoruz evimizde.
   tümünü göster