• bugün (166)
  1. istanbulkart dolumunda yaşananlar tam bir sabır imtihanı. dün durakta cihazın önünde duruyorum, kartı okuyorum, hata veriyor; bir daha okuyorum, yine hata. meğer sorun bendeymiş sanırım, bakiyem vardı ama sisteme geç düşecekmiş. sonra kalkıp başka bir durakta denedim, orada çat diye çalıştı. şehir insanıyız, bunlarla uğraşıyoruz işte, bir de her duraktaki makinenin muamelesi başka.

    hele o mobil uygulamadan dolum yapayım dedim, ödeme iki kez çekildi bir karttan, bakiye bir tanesi kadar yüklendi. sonra gidiyorsun ki bakiye yansımamış. sakin kalın diyorum kendime, ama bu kadarı da biraz fazla.
  2. eylül akşamı bankta oturup kalabalığı izlerken, dolum makinesine gidenlerin o telaşına takılıyor gözüm. kimi sinmiş, bir düğmeye basıyor bir kontak yapmaya çalışıyor; kim dönüp arkadakine bakıyor adeta bir nefes duası hissiyle. şehir denince bunlar gelir aklıma, işret lambalarının altında önemsiyken karmaşık bir hikâye.

    otomata kaptırılan kartlar, sayısı tutmayan kanallar, dekont eziyeti.. hepsi kaybolan bir ritmin peşinde koşan ayak izleri gibi. akşamüstü semt semt dolaşırken bunları seyrederim, bir kırgın tekne gibi duran makinelerin yanında. istanbul'da yaşam ve kalmışçasına sabır, o plastik kartın en sevdiği dostu değil galiba; gece telefonunu şarja koyanlar gibi hissediyoruz evimizde.