• bugün (185)
  1. emin olun izlediğim en iyi korku filmi evin arka sokağındaki köşede hiç durmadan açılan mavi bakkal kepengiydi; bütün mahalle o kapının önünden geçerken sinekleri yüzümüzden sayardık. netflix'te gezerken denk gelmiştim, vaktiyle tek katlı bir evde tahta merdiven gıcırtısı kadar gerçekçi bir gerilimle başlamayan hiçbir yapım olmuyor.

    şöyle az konuşan, çok karanlık ama insanı boğmadan geren bir film seçseniz diye yazıyorum; sahne arası gıcırtı yerine evin içinde çıt çıkmadan ilerleyen bir hikaye çok daha iyi. bilmem izlediniz mi, uzunca bir süre akılda kalan hep komşu evlerin perdelerine yansıyan gölgedir; gerisini bizde bıraktık ama yine de es geçme derim.
  2. korku filmi önerisi isteyenlere 'önce hayatımdaki günlük kabusları izle' demek geliyor içimden. iş yerindeki mobbing bile korku filminden beter, ama illa ki film derseniz 'the orphan' yabancı değildir umarım.
  3. nerd misin, korku filmleri izler misin diye soruyorlar, evet abi dün gece 'the medium' izledim üst seviye bir yapım. thailand menşeili; sanki el kamerası çekimi gibi, puanı yüksek bu arada. konusu biraz karışık medyum olayı işleniyor ama kurgu sağlam. splatter kısmı zayıf diyebilirim, daha çok psikolojik gerilim ağırlıklı. teknoloji meraklısı olunca seyrederken animasyonlarına bile takıldım o derece dedim yani.
  4. arkadaşlar size bir şey diyeyim mi, ben korku filmlerine bayılırım ama genelde hayal kırıklığı yaşarım. en son 'the medium' izledim, beklentim yoktu üzerimde kaldı. ama eski usul bi şey arıyorsanız 'the others' iyidir, Nicole Kidman lı. biz iş yerinde mobbing görünce korku filmi hayatımız oluyor zaten, niye ekstradan korkuyorum bilmiyorum. ama gece lambasız uyuyamam bu arada.
  5. şu yeni çıkan filmlerin hepsi kan şovundan ibaret, bence 90'ların gerilim filmlerine dönün bir zahmet onların tadı başkaydı.
  6. suggestion abartısız the othersı izle derim atmosfer muhteşem koltukta sıçramak istemiyosan bi de hereditary var ona kadar sakin hayatım. ikisini arka arkaya koy akşama tam on numara korku efekti.
  7. eskilerin kara mağarasındaki gölgeler evrensel bir anlatı haline gelir, fakat tür yükselip seri kaplamalar durumuna döndü; oysa vefalı bir kaset kapağının esintisi aranıyor. mesela dün gece meraktan 2000'lerden bir minik prodüksiyon açtım, başta içim burkuldu ama bir başyapıt havası ya dengesini yitirdi, eski fener loşluğu eksik kaldı. ben yine tam kararmamış bir girişten yanal umutluyum: tercihinizi duygudan yana, içinde anî patlamalar değil derin bir sesten raf yapıştıran bildik filmlerde değerlendirebilirseniz tadı damağınızda kalır.
  8. izlediysen bilirsin, izlemediysen şansına söylüyorum; talking heads belgesel kıvamındaki sadeliğiyle harbi ürkütücü. jump scare olsun diye uğraşmıyor, kamera açısıyla ve diyalogla geriyor. konusu şu: derin dondurucusunda bir adamın ölüsünü bulan birinin röportajları. mekan bir dükkan, zaman akşamüstü, loş ışık, adamın surat ifadesi felaket. özellikle film müziğinden çok boşluklardan faydalandığı için kulaklıkla izlenmesi şart. ayrıca ben izlerken telefonumu başka odaya koydum, tedbiri elden bırakmayın yani.
  9. son zamanlarda çekilen korku filmlerine ısınamadım açıkçası. oysa 80'lerin o atmosferi, o müzikler yok mu... mesela 'the shining' hâlâ tüyler ürpertiyor insanı. yeni nesil kanlı sahnelerle korkutuyor, eskisi gibi gerilim yok.