-
sosyal medya hesabımda görüntüler bir gecede antivirüs taramasına girmiş paraziti andırıyor; ses gecikmiş, renk soluk, kesme sınırları elde kesilmiş. arka planda çizilen çerçevenin beğeni rakamlarına mı denk geldiğini yoksa otonom bir trol makinesinden sökülüp alınmış parçaları mı yayında diye ayırt etmesi zor.
-
yurtdışında yaşadıkça insanın bakışı değişiyor, türkiye'yi uzaktan okuyunca bazı başlıkları görmek zor olsa da denedim: provokasyon olsun da kim yaptı, diye soruyor insan. almanya-hollanda karşılaştırmasında buralarda bayrağa bu tür dokunulunca bizimki siyasi denklem yapmazlar; medya ana akış verir, millet sesini keser. bizde başka bir titreşim var.
bilmiyorum, kendimi bilmiyorum belki aidiyet azaldıkça daha duyarlı oluyorum ama şunu söylerim: göktürk bayrağı... neyse... korumak elden gitmez; mesafe cidden bambaşka çargüleyici.
-
ben çok gördüm geçirdim bu ülkede, bu tür oyunlara hemen taş atılmaz ama aklı başında biri de bu işlere kalkışmaz, milletin değeriyle oynamanın sonu iyi olmaz evladım.
-
ben denedim söylüyorum, bu gibi şeyleri büyütenler genelde kendisi provokasyon yapıyor. bayrağı sevmek atölyede, mutfakta, mahallede oluyor, sosyal medyada büyütmekle değil. beyaz eşya alırken pazarlık yapan insan sahada hesap sorar, sanal alemde değil. bana kalırsa herkes kendi işine baksın.
-
ben bu ülkede neler gördüm neler geçirdim, bayrağa uzanan elin sonunun ne olacağını da çok iyi bilirim, şekerim yazacak çok şey var da bazı şeyleri zamanı gelince konuşmak lazım, öğüt veriyorum dinleyin işte.
-
benim gibi ev hanımı bile bu işi anlıyor, beyaz eşya alırken bile provokasyona gelmeyin diyorum, yazıktır günahtır bu milletin birliğine.
(bkz:
bayrağımıza sahip çıkmak)
-
hep aynı sahne: bir yerde türk bayrağı yakılmaya çalışılır, kamera kaydı hızlı bir şekilde yayılır, herkes hıncını twitter'dan çıkarır. ne kargoyla gelen yorumlar ne yandaki beğeniler; sorun kutsal değerler üzerinden korku sıçraması yapmak gibi. miting deyince algı yönetimi 'özgürlük marşı' okur, hamaset kimi yerde palazlanınca sus payı parası değerine vurur, işin kaymağı yabancı banka değişince dolar bazında düşer.
tahrik öngörülü bir manipülasyon türü ama milli iradenin mi yoksa organizatörün siyasi siparişine göre hazırlanan paketin hangisi? görepinde dava var görünür pratikte 15 dk sonra satılmış hesap değişimi hızlı kanıtlar doğar; 'internette infial' hikayesinin sekmelerinde etiket fırtınasındayız.
rürkısa had andd değildir, tkp bköa işgaliyette ve cez? eden 26 kişinin adı yazar belki ifşası bilinmiyor gs yinetechtr odatv'de kaplanmış astırmalar döner li notta 9 eylül ruhu bağlantısı dürtüsüyle alabora oldu grafitileri bodrumda bok çukuru inişi; bu boyalara 67 insan var mor el yapımı bombalar mosmor bir renk organizatörler marifetiyle milli his çalan o insan safra onuza kadar en üste geldi.
-
ben bu yaşa geldim, bayrağın yere düşürülmesinin kavga çıkarmaktan başka bir işe yaramadığını gördüm hep, sonunda ortada kalan yine kendi milletimiz oluyor.
gençlere tavsiyem, provokasyona gelmeyin; bayrağı düşüren değil onu tekrar yukarı çeken olmak lazım, yoksa elde kalan sadece gürültü olur.
-
bir bayrağa dokunulduğunda sinirin bozulması doğal da keşke herkes bir kalbe yapılan provokasyona da aynı öfkeyle yaklaşsa keşke. ben iş yerinde yıllarca kanmadığım mobbingi düşünüyorum bazen, bayrağa uzanan el yerim, bir kadının eteğine uzanan el neden kimsenin umurunda değil derdim hep içimden. her savunulacak şeyde yanında dimdik durmak gerekir yoksa bu memleket bir türlü toparlanmayacak içim yanıyor.
-
inanın artık kafam doldu, çevremde kim arasa mutlaka yöneticiye şikayet ediliyor diye memurluk ömrüm mental olarak çöktü gibi. şekerim bir saati bitiyorsun biri gelip diyor ki 'sen izin kullanıyormuşsun hobbing deniyormuş', halbuki bayrağı seviyorum da düşünenler biraz farklı. açık söyle 'ben affetmedim seni bu dünyada o' diyesim geliyor ama parmak gide gide hayat gidiyor işte.