-
bazen soruyorum kendime, bu dünyaya bir can getirmek cesaret mi yoksa sorumsuzluk mu diye. iş yerinde mobbing yiyip eve gelince çocuğuna yüklenen o ebeveynleri gördükçe insanın içi acıyor. önce kendi yaralarını sarmadan başka bir hayatın sorumluluğunu almak bana hep biraz eksik kalıyor gibi geliyor.
-
burada (almanya) çocuklar parkta bizim oralardaki gibi apartman süsü değil; lakin gurbette büyüyen çocuk özlemi uzaktaki babaanneleri hiç görmeyecek diye ayrı burkuluyor. hollanda'daki komşumuz üç çocuğunu bisikletle gezdiren mutlu bir baba; ben daha sabah kahvesinde kendime türk kahvesi bile pişiremiyorum.
-
ben bu işin içinden geçtim, evlat büyütmek sabır işi. bu tarz kararlar vermeden önce insan kendi çocukluğuna dönüp bir bakmalı.
-
buraya yurtdışından yazıyorum ve çoğu zaman türkiye'yi uzaktan izlemek; bazen hiç çocuk istemeyişi anlaşılır kılarken, bazen de istenmeyen ve çok zor bir duygu seli yaratıyor. burda oranlar aslında kıyas dinlemez: bir tarafta doğum izni bin dereden, ülkeyi yönetenler ilkokula tablet dağıtarak oyunu alıyor; öbür tarafta dev gibi üniversite konut problemi, büyüyen hayat şartları ve anne babayı kara kara düşündüren ordudaki ekmek parası. yine de çift tuhaftır ben sabah kahveme süt tozu katmayı biliyorum ama eksik olmayan bir tarafla: kreş çağında en sağlıklı ortamı yakalamak için bin bölüm sunum hazırlıyorsun, kendi kültürünü (çoğu gencimizin sahip olduğu o bizim akşam yemeklerini) muhafaza etmek kolay olmuyor. bizimkiler diyor ki iki tane yap, hee diyorum ama şu çifte standart her fedakarlığı sorgulatıyor; mesela yapılan iş ve memlekete duyduğun özlğün her hafta bir ricayla başlıyor ucunda baba evinin karasız bakışlı ama bir umutla yatmaya diye, bu ne ara 2030 oldu bizim haberimiz var. çocuk sahibi olmak öyle ilanihaye gülen paketler paketi değil; herkes başkasının çocuğu için ahkam keser ama perdenin öbür erişimi, sabah kaşı düt dür bekleyen market arabasında seni geceden önce kazanan tek davan olur. ne dersen de, kalbin der ya işte oralara taşınmadan köklenmeden biraz daha bu bileşik ülkenin ordusunda yalnız oyuncak gibi hissettirmesi çok fena akıl bulandırıyor.