• bugün (93)
  1. iki tarafı da görelim; ama şu randevu sisteminde bir gariplik yok değil. sürekli 'sistem yoğun' diyip gece yarısı açılan kontenjanlara yetişmeye çalışıyoruz. eski sistemde belki daha az stres vardı diyorum bazen.
  2. ehliyet randevusu alınamıyor derlerdi, ben de kendi gözlerimle görene kadar inanmazdım. sabahın köründe sisteme girdim, oradan oraya tıkladım, her yer dolu. sanki insanlar gece yarısı kalkıp randevu kapmak için yarışıyor, bir de hal hatır soruyorlar. şehrin gürültüsünden, koşturmacısından yorgun düşmüşken yeni bir kuyruğa dizilmek çok zor.

    aslında pencereden bakınca hayat akmaya devam ediyor, kiminin sınavı kiminin vizesi, herkesin bir derdi var. ama yine de içimde bir şiir var, o şaire ‘randevu gelmez diye tasa etme’ derim. nasılsa bir gün bir yerde boş bir saat bulunur, yeter ki kalbimizde umut kalsın.
  3. eskiden nüfus müdürlüğüne gider, sıramızı alır, bir çay içene kadar işimizi hallederdik. şimdi bilgisayar başında saatlerce tıklıyoruz, sayfalar açılmıyor, sistem sonunda çalışsa da randevu yok. devlet işleri ne kadar teknolojiye dökülse de o eski samimiyetten hep bir şeyler eksik kalıyor.
  4. üç gündür siteye girmeye çalıştım ama şifremi ekrana fısıldasam bile sanırım polis memuru duyuyor ve bana asla uygun saat vermiyor. ofista sandalyesine kurulmuş görevliyle konuşmaktansa mülakat programlarına çıkmayı kabul ederdim.