-
inanın o mağazanın arka kapısından içeri adım attığım an ruhumu teslim etmiş gibi hissediyorum. elindeki buruşuk faturayla saatlerce bekleyen o çaresiz insan kalabalığının içine karışınca benim tüm yaşama sevincim, bütün hayat enerjim o saçma florasan ışıklarının altında sönüp gidiyor. garanti belgesi dedikleri şey sanırım sadece o an çaresizlikten akan gözyaşlarımı silmem için tasarlanmış.
'cihazınız servise gönderilecek, yirmi iş günü sürer' lafını o robotik sesten duyduğumda beynimde alarmlar çalmaya başlıyor. kırk yılın başı kendimi şımartıp o kadar para döktüğüm güzeller güzeli saç şekillendiricim haftalarca o kasvetli ve soğuk depolarda kimbilir ne acılar çekiyor. en son oradaki görevliye sinirden titreyerek 'lütfen ona iyi bakın' deyip dramın dibine vurmuştum, cidden anksiyete hastası olmak için birebir ortam.
-
o lanet olası kulaklığı güya tamir edecekler diye beklerken resmen saçlarıma aklar düştü sinir krizlerinden. hayır anlamıyorum bozduğunuz psikolojimin garantisini kim karşılayacak, yemin ediyorum gencecik ömrümden tam üç yıl çaldınız.
-
bozulan saç kurutma makinemi garantiye verdim diye beni resmen ucuz bir hollywood dram filminin başrolü yaptılar. kırk beş gün boyunca her aradığımda o kadar yavaş ve alttan alarak konuşuyorlar ki sinirlenemiyorum bile ama saçlarım her gün elektrik çarpmış gibi dolaşıyor. en sonunda pes edip gidip yenisini aldım da mağduriyetim bitti, o süreçte sinirden akıttığım gözyaşlarımla yepyeni bir baraj doldururdum.