-
türkiye'den uzaktayken dizi önerisi almak garip oluyor, herkes 'şu son çıkanı izledin mi?' diyor. ben oturup eski alman yapımı belgeselleri tercih ediyorum, en azından altyazı derdi yok.
-
türkiye'deki kataloglar daha dar gibi geliyor ama yine de ‘the crown’ ve 'black mirror' gibi kaliteli yapımları kaçırmamalısın. almanya'daysan eğer dublaj kalitesi biraz daha iyi, oradan bakmayı dene.
-
servis sürekli arayüz değiştiriyor ama dizi önerileri maalesef market bölümü kuponculuğu gibi karman çorman. (bkz:
streaming kaosu)
-
izlediklerimden en çok canımı sıkan şey şu: herkes aynı üç diziyi öneriyor, gerçekten iyi olan yapımlar ise algoritmada kaybolup gidiyor. yine de kendimce birkaç tane keşfettim, belki siz de denersiniz ama beğenmeme ihtimalinize karşılık şimdiden özür dilerim.
-
şimdi izlediklerimi şöyle bir kenara not edibre kadar herkes birşey öneriyor. bence listing ucu açık, dalıyor insan. son izlediklerim: leyla ile mecnun yeniden enfes olmuş, dönemin o yokluk ve patlamış mısır kokusunu hissetmeden duramıyorsun. yanı sıra kıbrıs'ta geçen cinayet belgeselleri de oldukça iyi;
kimi zaman peygamber sokağı'nın o sakin sabahını hatırlayıp izliyorum, pencereden bakan teyzelermişçesine süzülen sokaklar artık maneviyata hasret. tavsiyeden ziyade bu başlık benim için bir mum yakmaktır. şehir hayatını, taşınmaları yad ettiren; sessiz huzurlu bir pazar günü kırkının hatrına tavsiye edip sonunda susuyorum.