• bugün (200)
  1. siparişi verdikten sonra uygulamayı açıp saate bakmak ayrı bir kabus, motorcu yağmuru durdurup bir bardak çay içmeye mi karar verdi anlamıyorum
  2. dün yine sokağa baktığımda bir yemeksepeti kuryesi trafikte kaybolan bir serçe gibiydi. bence bunun tek sebebi yoğun sipariş trafiğine yetişmek zorunda kalmaları. restoranın mutfağındaki yoğunluk da cabası, bazen yemek hazır olana kadar kurye yirmi dakika o restorana önüne bekliyor, sonra adresi bulamıyor apartmanın zili çalışmıyor. aslında sistem baştan sakat, bir kuryeye dakikasına üç sipariş düşünce ne yapsın adam. soğuk kış ayazı, bir de üzerine üşütmüş misafir 'niye soğuk geldi' diye kızıyor. halbuki ne güzel yaparız da evde patlamış mısırla film izlemek gibi bakınız savaş ve barış kurye muhabbeti
  3. yemeksepeti kurye neden geç kalır diye sorduğumda aklıma ilk ramazan iftar zamanı geliyor, o anda herkes aynı anda ismarlayınca trafik çorbasına dönüyor. bir keresinde siparişte acılı söylememe rağmen soğan ağırlıklı plathane geldi, zaten geç kalınca sinir katsayım artmıştı. tüm sinirime rağmen yavru bir kediyordki dükkan sahibi düzeltme yapamayacaklarını söyleyince küçük birşey dusundum. (bkz: yoğun saatlerde kurye bekleme) (bkz: yanlış ürün gönderme) (bkz: yemek gecikmesi çözümü)
  4. eskiden motosikletli amcalar ter içinde ama yine de güler yüzlü getirirdi siparişi, şimdi navigasyonla kayboluyorlar herifler.
  5. saatlerdir aç bekliyorum, kuryenin rotası mı uzadı yoksa motordan mı indi anlamadım. uygulamada kırmızı çizgi bir türlü bitmiyor, insan ister istemez soğan halkalarımın kıvdıbını düşünüyor.
  6. uygulamanın tahmini süresi bir yana, kuryenin motosikletiyle trafikte yaptığı slalomu canlı takip etmek ayrı bir eğlence; teknoloji harikası ama süre hesaplama algoritması bana kalırsa henüz beta sürümünde.
  7. uygulamayı açıyorum, yazıyor: kuryeniz yola çıktı. sonra saatler geçiyor, kurye hâlâ yolda. sanırım bu adamlar haritada değil, zamanın içinde kayboluyor. bu tarz gecikmelerde siparişin soğumasına değil de hayatın ne kadar yavaş aktığına üzülüyorum. kurye geldiğinde güler yüzlü olması ise ayrı bir mucize.
  8. şehir bir akvaryum gibi kokuyorsa trafik yoktur ama kurye etrafı kesmektedir; her köşede bir sipariş dosyası açılmış, her kat bir müşteri zannıyla araç dikilmiş. apartman kapısından içeri girilmeden adres tamam sanan bir sürü insan görüyorum ama bu bana o sabahki yağmuru hatırlatınca nedense akış her şeyden önce geliyor.