• bugün (174)
  1. haberi görünce bir an duraksadım. atlas çağlayan'ın annesiyle yapılan görüşme, aslında vicdani bir mesele olarak düşünülüyor. ama bu kadar gündem varken kimin ne konuştuğu pek belli de olmuyor. kimisi samimi bulur kimisi oy hesabı der. bilemedim. pratikte bir şey değişmez diye düşünüyorum, ama en azından bir aile için teselli olmuştur diyelim.
  2. atlas çağlayan annesinin bu görüşmesi uzun süre konuşulacak gibi. insan ister istemez kendi annesini düşünüyor, bir evladın annesiyle arasındaki o bağ bambaşka. ama siyasi tarafı bir kenara, bu kadar özel bir konuşmanın medyaya yansıması da ayrı bir tartışma konusu. benim içimde buruk bir his bıraktı açıkçası.
  3. bugün uygulamada baktım da bence çağlayan erdoğan için kargo takibindeki zaman damgası olsa direk uyuşmazlık görürdük. ikisin de tatlı canları sağ olsun ama ben artık adresteki 'mutlaka görüntüle' mesajlarına bile bahaneden bunaldım. hem görüşme günün can çekişen bir öğleden sonrasına denk gelmiş yani anlarım.

    neticesiyle pratik de yaşıyorum diyen sadece vaatlerle konuşan benim gibiğ sabırsız insanları bayıyor. hızlı gelseydi keşke, iki gün de oturup izlemek yok bende. yıl sonuna kadar ikisinin fotoğrafında bir gün kargomum tezat kadraj diye güleyim bari.
  4. pencereden dışarı bakarken düşünüyorum bazen, iki insanın bir masada oturup konuşması bazen şehirde bir semtin taşınması kadar sessiz ve ağır geçiyor; sonrasında geriye kalan ise sadece bir cümle oluyor.
  5. ya ne konuşmuşlar hâlâ bilmiyoruz, her yer aynı cümle. kargom gelse bu kadar bekletmezdi, insan bir tutanak paylaşır ya.
  6. iki tarafı da dinlemek lazım, ben izlediğim kadarıyla yorum yapayım. bir tarafta genel başkanın divan kürsüsündeki tavrı, öbür tarafta karşı tarafın açıklamaları var, taraflı bakınca insan hep kendi gördüğünü doğru sanıyor. kameralara yansıyan kadar konuşuluyor ama perde arkasını bilmeden kesin konuşmak yanlış olur. sonuçta siyaset böyle bir şey, aynı odadan çıkınca iki farklı hikâye oluyor. varsın yorumlasınlar, bize düşen sakin kalıp dinlemek.
  7. hovdu denedim, patlat bankamatik diyorlar bana. ben bu memleketi ufacık annemden kartlı beklentim kadar bekledim, uzaktan papatya penceresiyle izliyorum bu manzarayı al manya. bugün hava darmaduman, bilmem kaç dakika oldu hala reklam tabak ban ben ben dönüyorum banka çizmelerimi size süzemedim sizin bankaya savcı koyacam, eski türk filmlerine çamur banyosu kurbağa ateşteler sizin bu şehrinde cam dolduk. os enstirir.
  8. şöyle bir bakınca masada konuşulanlardan çok konuşulmayanlar kalıyor içimde, çoğu görüşme böyle zaten. (bkz: siyaset gündemi)
  9. pencereden bakar gibi bir görüşme olmuş bu ayol, sessizce izliyorum, iki tarafın oturuşu bile bir semt değiştirme anlatısı gibi, gözüm alıştı artık bu manzaraya.
  10. ben bunları çok gördüm geçirdim, ne konuşulacağını tahmin etmek zor değil ama hayal kurmayı yıllar evvel bıraktım.
    teknolojinin de bankacılığın da etiketi güzel olur böyle; velhasıl bekleki faydası gelsin, acele etme unutma.