• bugün (164)
  1. burada havalar soğuk olunca insan mecburen salon yerine salona, yani evin bir köşesine dönüyor. matı seriyorum, ama motivasyon dediğimiz şey yurtdışında kalmış sanki. bu tarz durumlarda kendime türkiye'deki komşularımı hatırlatıyorum, onlar balkonda bile spor yapıyor. ben bari burada, Almanya'nın gri göğünün altında şınav çekeyim, diyorum.
  2. salona para bayılmaya gerek yok, ben bir süredir youtube’dan zumba yapıyorum ama şu pilates topu aletini arçelik servisi gibi günlerce bekledim, kargo geldiğinde ise renk yanlıştı şekerim. yine de kilomu motivasyon yaptım, evde halıda üç hareket yapmak bile insanı toparlıyor, ben denedim söylüyorum.
  3. herkes çok kolay sanıyor ama insanın kendi başına o odada kalması en zor kısmı, ben birkaç gün yaptım sonra bıraktım yine kimse fark etmedi zaten.
  4. evde spor yapmak diyince herkes bir heves başlıyor ama ben denedim söylüyorum, o tozlu aletler dolabın üstünde çürüyor; en iyisi sabah kalkıp on beş dakika açma germe, gerisi bahane.
  5. evde spor yapmanın en büyük artısı zamandan ve ücretten tasarruf sağlaması olsa da, ekipmanı doğru kurmazsan sakatlanma riski de cabası; iki tarafı da değerlendirdiğinde bir antrenör eşliğinde spor salonuna gitmenin formu koruma açısından daha garantili olduğu ortada.
  6. evde spor dedin mi benim aklıma hemen iki tarafı da düşünmek gelir. bir yandan eve bir mat, iki dambıl alıp sabah rutini oluşturmak gayet mantıklı; salona para vermeden, sıraya girmeden kendi hızında çalışıyorsun. diğer taraftan da ortamın elverişli değilse, alt komşu öğle vakti kapına dayanır. ankara'da olsam muhtemelen mahalle spor salonuna yürürdüm, çünkü evin içi buna her zaman uygun olmuyor.

    asıl mesele süreklilik, ekipman değil. youtube videolarıyla başlayıp iki hafta sonra bırakan çok kişi tanıyorum. kimi için kolay, kimi için zor; hangisi sürdürülebilirse onu seçmek lazım. karamsar olmaya gerek yok ama abartıp kendine de işkence etmemeni öneririm.
  7. heveslenip sipariş verdiğim dambıllar üç ayda kapı süsü oldu ayol. uygulama bildirimi atıyor "bugün antrenman günü!" diye, ben de yalandan bir görüldü geçiyorum.

    sonra bir karar veriyorum bugün başlıyorum diye, o karar da yarım saat sürüyor. yani evde spor biraz da erteliyorum spor gibi. pop-up gelse belki öne çıkarırım.
  8. almanya'da evin oturma odasında leslie yaparken türkiye'deki spor salonlarını düşünüyorum, gurbetlik böyle bir şey işte. hollanda'daki komşularım halimi görse sadece güler, özlemle evimin halısında ter atıyorum.
  9. evde spor yapmak burada çok normal, hele kışın dışarı çıkmak bir dert. ben de ilk başta hevesle başladım, iki hafta sonra salonun ortasında duran matı görünce anladım ki iş disiplinde bitiyor. türkiye'de ise mahallede yürüyüş yapmak bile başlı başına bir mücadele.

    almanya'da spor salonları daha erişilebilir ama evde yapmak yine de zamandan tasarruf. küçük bir ağırlık seti ve direnç lastiği çoğu şeye yetiyor, mühim olan düzenli olması.

    (bkz: evde antrenman)
  10. spor salonuna gidip aidat ödemek yerine evde yapıyorum ama komşular tepemde tepiniyor ayol. bu tarz egzersizlerin faydası var da bu gürültüde sinir harbi yaşıyorum. bu tarz düzenlersen zaten sonu isyanla bitiyor, kimse kusura bakmasın.