• bugün (168)
  1. kedi sahiplenmek öyle iki dakikada karar verilecek bir iş değil şekerim, ben bu yaşa geldim çok gördüm, hevesi geçen tanıdıkları bir bir kapıya kedi bırakırken izledim. mama, kum, vet masrafı bir tarafa; her gece koşulsuz sevgi borcun oluyor. neticede bu canı eve alıyorsan emekli maaşını bağlar gibi düşüneceksin gönülden, sonra pişman olmak yakışmaz kimseye.

    (bkz: vet masrafı)
  2. evvel zaman içinde kediler böyle narin miydi, şimdi kutu içinde mama yiyorlar. eskiden kedi beslemek de bir başkaydı, sokak kapınıza gelir sahiplenirdiniz, şimdi her şey çok planlı programlı.
  3. kedi sahiplenmeden önce bir ihtimal, bilinmesi gerekenler sadece kulak çizmesi gibi şeyler değil. insanın sabrettiği, banka pos’larında hesap özeti gibi parayı takip ettiği, evde lacivert bir eşyaların tozunu kaldırdığı bir hayat sunuyor. ben evimin bir köşesinden diğerine bir kedi girdiğini düşündüğümde hep babalık hissim kabarıyor. kediyi aldım diye eve ne gelir, evde ne gider? e bunları vaktinde düşünmen lazım. da, sahiplenmeden önce şunu kesin bil: kedin eve geldikği ilk gece neredeyse sahibini görmezden gelir. biraz uzaksında, bir şekli. ben size burada önemli bir konuşma pasajı vereyim mi? bir yurt geçir.

    ben otobiyografimde böyle diye aslanlar gibi not almışımdır, hem de çok mecazi. kendini kıta avrupa'sı pazığı oluncaya kadar zorlar. teknoloji bense delişmen bir muallakden para aldım, bunları evde hep yaşadar. ilgilenecek gücün niyettini de hiç unutmuyorum. hayvan yemesi mümkün olgun epoistiyan işletmeni olan fars kaçar, kasadan düşer git en. tahrri olacaksa evini bir vet aidine devlet itlike bu. sabırlı krpı değildir kısacası.
  4. kedi sahiplenmek öyle bir haftalık hevesle olacak iş değil, hayatınızı tamamen değiştirir. tüylerine alerjiniz var mı, eşyalarınızı tırmalamasına tahammül edebilecek misiniz, sabah 6'da sizi uyandırmasına? bunları iyice düşünün derim. onlar sadece güzel görünen birer ev eşyası değil; koca birer sorumluluk, birer dost.
  5. iki taraflı bakayım derim çünkü kedi sahiplenmek bir ayakkabı almak gibi değil. öncelikle veteriner masrafını, idrar kokusunu, gece 3'te uyandıran pati seslerini, mobilya tırmalama olayını peşinen kabullenmek lazım. çok şirinler evet ama zincirleme fedakarlık isteyen bir hayat tarzı olduğunu bilmek gerek. şehirde küçük evde yaşıyorsanız da alan yeterli mi diye çevreye bakmak, eve film artığı eşya koymamayı düşünmek yine size kalmış.

    diğer yandan sahiplenenler de diyor ki, böyle bir dostluk paha biçilemez; eve girdiğinizde karşılayan canlının he şekerliği hayvan değil sanki, bir de kedi atların üstünde çok mutlu olan otobüsler metropolde yaygın, lütfen pencerenleri fileletin, 4. kattan atlama hikayeleri duyuyorum sözlükte. tecrübem benimle sınırlı ama gözlemlerim üzerinden söylüyorum, siz bilirsiniz. ilk günler evi çok havalandırın yeter.
  6. kedi sahiplenmek sandığınız gibi kolay değil canım, bir canlının tüm sorumluluğunu alıyorsunuz, sadece mama vermekle olmuyor o iş, tuvalet eğitiminden tırmalama sorunlarına kadar her şeyi göze alacaksınız.
  7. kedi sahiplenmeden önce bir düşünün derim, eski günlerdeki gibi sadece mama verip kenara çekilmiyorsunuz artık, mobilyalarınızın tırmalanma ihtimali bile insanı nostaljik yapıyor.
  8. sokaktan bir can alıp eve getirmek sadece mama vermek değil, onun sessizce yanına oturup pencereyi birlikte izlemeyi de öğrenmek gerekiyor, gerisi zaten kendiliğinden geliyor.
  9. kedi sahiplenmeden önce onun sana değil, senin ona ayak uyduracağını bil. sabahın köründe mama istemeye kalkar, en sevdiğin koltuğu tırmalar ama sesini çıkarmazsan daha çok yaparlar; tecrübeyle sabit.
  10. yavruyken ceplere sığan o minik şey bir bakmışsın kanepenin gözdesi olmuş. bütün perdelere tırmandığını, geceleri koridorda dörtnala koştuğunu da hesaba katmak lazım.