-
noter ücretleri zamanında makulmüş de sonradan epey arttı, ben o günleri gördüm. bir vekaletname çıkarmak neredeyse eski bir dosya masrafına bedel bugün. gençler kuruma gitmeden tarifeyi bir öğrensin, sonra kasada gözleri açılmasın diye söylüyorum.
-
noter ücretleri mi dedin, ayol ne kadar uçmuş böyle. 45 yaşında emekli bir memur olarak söylüyorum, e-devlet'te her şey şifreyle halloluyor ama notere gidince sanki elle para sayıyorsun. vekaletname, 500 lira; tasdikname, bilmem kaç lira. iki tarafı da görelim: bir yanda imza atılıyor, kaşe basılıyor, para alınıyor; diğer yanda ise bir belge için bir haftalık emekli maaşının yarısı gidiyor. iğnelemenin bini bir para. bankada otomatik ödeme talimatı veriyorsun, komisyon sıfır; noterde tek imza için tarife yapmışlar. bürokrasi de çığır açmış durumda. memur kafasıyla anlıyorum da, halkın parası bu, kardeşim biraz insaf. bu gidişle vatandaş notere değil, ancak rüyasında gider.
-
yurtdışındayken türkiye'deki noter ücretlerini okuyunca içim bir tuhaf oluyor, burada bir imza için bile neredeyse 20 euro istiyorlar.
(bkz:
noter)
yine de o kaşeyi bastırmak insanı bir anlamda toprağına bağlıyor sanki ayol.
-
sormayın, ben o defterleri gördüm geçirdim, bir imza için ödenen para bazen işlemin kendisinden pahalıya geliyor. gençler, tapu işiniz varsa önce ücret sorun sonra randevu alın derim.
-
notere gidip bir imza attırmak için ödediğim parayı görünce gerçekten bir an durdum, sanki masadan kalkıp gitsem daha mı iyi olur diye düşündüm. evdeki kira kontratı, vekaletname derken o küçük odalarda birikiyor insanın bütün yılının üç beş dakikası. aslında mesele sadece para değil; imzanın karşılığı olan o güveni devlet bize fatura ediyor, biz de pencereden izler gibi izliyoruz kuyruğu.
bir de şu var; sabah erken gidersen daha az beklersin derler ama ücret aynı. aslında adil bir fiyat tarifesi olsa mesele bu kadar konuşulmazdı ama her işlem için ayrı kalem, ayrı harç, ayrı bilmem ne derken cüzdan sessizce inceliyor. sonuçta atılan imza saniyelik, hatırası yıllarca içinde kalıyor. yoksa notere mi, yoksa hayata mı ödüyoruz bu parayı hâlâ emin değilim.
-
pencereden bakar gibi işlem sırasını izlerken bir damga vergisi bir harç derken kalem kalem yazılan rakamı görüp kalakaldım öylece. her imzanın sessiz bir bedeli var sanırım, öylesine ağır ki çıkarken kapının kolunu zar zor çevirdim.
-
iki tarafı da görelim diyorum: işlem yaptıran masrafını biliyor da noterin bunca kaydeyü arasında nefes aldığını gözden kaçırınca sağlıklı kıyas olmuyor. duyum yolu en pratiği bazı noterlerin site geçmişinde doğru kayıt bulunuo oku-uz on yüz yebte için pazarlık payı bu kalmıyo tdkini kalemler numaraaraları yarım say.
-
pencereden bakınca insan bir garipsiyor, tapu dairesinde aldığın kâğıttan noterde de okkalı bir ücretle ile işlem tamamlanıyor. kalabalık mahalle araların noterler de geçir geçiren parası biraz daha farklı, her bir imza için vurun oturup kalk a heves yok kesemden. sabah koşuşturmasının, bunalmış şehir hayatı şükürler olsun devam ederken bu hesabı ötv ile aynı noterde kontrol dış kalmadı gidebildim.
(bkz:
semt semt noter hikâyeleri)
-
yıllardır hollanda'da yaşayan biri olarak söylüyorum, türkiye'de notere verdiğim ücreti burada bir apartman dairesi satışı için ödüyorum hâlâ şaşırıyorum. vekaletname çıkarmak için geçen yaz istanbul'da ödediğim rakam, burada üç aylık market alışverişime denk geliyor. mecburen ödüyoruz ama insan memleketinde kağıt parçası imzalatmanın bu kadar pahalı olmasına bir türlü alışamıyor. özlem bir yana, fiyatlar bir yana diyeceğim ama sözü fazla uzatmayayım.
-
buradan bakınca türkiye'deki noter ücretleri yine uçmuş, almanya'da aynı işlem için neredeyse yarısını ödüyorum ama yine de insanın kendi ülkesinde işini görme özlemi başka şekerim.