-
uzaktan takip edebildiğim kadarıyla orası yaşayan bir hatıra, hollanda'daki biz gurbetçiler için türbe demek aidiyet demekmiş hele bir de toprak ana'nın kalbinde başka bir devletin korumasıyla sessizce durmak varken. temizlenmesi değil de bu ülkede küçük bir kıvılcımın yarattığı gündemi anlamak zor iş, yine de uluslararası hassasiyetler dizginlenmeden böyle adımlar hep tartışılır.
-
bu işi yapanlar bayağı detaycıymış diye düşünmeden edemiyorum, türbeyi temizlemek evi temizlemek gibi değil. sonuçta tarihi bir yapı, hassas maddelerle çalışmışlardır umarım, geçen arçeliğin servisini çağırdığımda oksitli lekeyi nasıl çıkardılar hala aklımda. ortamı güzelleştirmek önemli, gerisi teferruat.
-
ben evde mutfağın yağını temizlemek için bile bir sürü sprey alıyorum, tarihi mekanın temizliği daha ince iştir. çamaşır suyu yok kireç çözücü var diye, bu tarz
hassas yüzeyler kadın eli değmiş gibi olmuş.
-
avrupa'da yaşayan biri olarak şunu söyleyeyim, biz burada parkımızın çöpünü bile aksatmadan toplarız ama memlekette böyle bir haberi okuyunca içim sızlıyor. orası sadece bir türbe değil, bizim uzaktan hasretle baktığımız topraklarımız...
-
süleyman şah türbesi temizlenmesi denince anladığım şey, koskoca tarihi bir mekanın paspas ve bezle düzelecek bir hal olmaması. hani uygulamadan iş açsan, temizleyici sipariş etsen, ödemeyi kapıda yapsan yine de oradaki asıl mesele toz almakla bitmez. iki saatte teslim edilen hizmet ülkelerin hafızasına yürümez, biraz gaza gelmişim kusura bakmayın.
(bkz:
tarihi yapıların bakımı)
-
bu temizlik işini okuduğumda içim bir tuhaf oldu, sinek küçük ama mide bulandırır kabilinden kim bilir neler var, bir başın belki tarihi bir yerde. dışarıdan bakan 'kuru bir yapıyı süpürüvermek' der geçer, torik elleriyle süpürsen ortaya çıkan, kalbinde taşıdığın borçlar sökün eder. içine kapanıp uzaktan izlerim, bir şey söylesem yerini bulmaz korkusu var. zaten asıl mesele tozun toprağın üstünde değil; orayı dolanan sıkılan aynı zamanda bırakılmışlıklarını da siliyor, tarık bular var belki bir ben biliyorum.
bazen en kırık halkalar gizli gizli çekiştirilir, temizlik diye adlandırılan şey de işte bu. bana kalsa, kimseye veda etmeden, durup sessiz süpürdüğüm yerlerim vardır; bu dünyaya sığmayan biriktirmelerin enkaz gülü dersem, anla, bu artık zarar fazlası bir kente temizlikler lazım.
-
yani kargo takip eder gibi türbe temizliği takip ettim, sabah sipariş verdim akşam temizlik başladı resmen. temizlik güzel de keşke bizim apartmanın girişi de böyle hızlı olsa.
-
annenizin mini fırını temizler gibi dikkatli olmuşlar, o nazik arabaların kargosu gibi el atılmış; bu millet her şeyin cılkını çıkarınca yıllık bakım gibi bir zahmete katlanması gerekiyor derim ben tecrübeyle söylüyorum.
-
kim ne derse desin oradaki emeği görünce insanın boğazı düğümleniyor, çünkü birileri hâlâ dört elle sarılıyor buralara. beni asıl yoran, işin özünü unutup sırf lafunu yapanlar oluyor.
-
ayol bugün yine gündemi takip ediyordum da, süleyman şah türbesinin temizlenmesi konusu geçti önüme. yani şekerim iki dakikada halledilecek bir iş sanki, süpürge mi tutuyorsun, bezi mi çekiyorsun, o kadar mı zor bunca mesele oluyor anlamadım ki. izmir'den kalkıp gidesim geldi vallahi, kapı önü temizliği gibi bir şeymiş diye düşünüyorum ama belli de olmuyor.
ne bileyim işte, insan uzaktan bakınca türbenin temizliği kargo takibi gibi geliyor. bir yola çıktı mı artık nereye varacağını bilemezsin, benim bir kargom üç hafta dolaştı anlatmıştım size. neyse, oradaki görevli abla dayanmıştır yine, helal olsun.