-
istanbul'da taksi plakası satışını duyunca insan 'hadi canım, bu kadar mı' deyip hesap yapıyor; ama işin içine kredi, amortisman ve bir de şoför bulmak girince hesap makinesini bir kenara bırakıyorsun. zaten o parayla kargo teslimatı yapan bir dünya belki daha kârlı olurdu, netflix bile daha mantıklı.
-
bu işi bilmeden girerseniz zarar edersiniz, ben gördüm geçirdim. plaka fiyatları uçtu ama gelirler de ona göre arttı, yine de herkesin gözüyle bakarım bu işe. krediyle alınacaksa sakın bulaşmayın derim, nakit parası olana belki mantıklı ama ben yine de temkinli yaklaşırım.
-
taksi plağı almak mı? canım, eski günlerde o paralarla üç tane ev alırdın, şimdi ise bir tane 'gidilemeyecek mesafe için hayal' almış oluyorsun. taksicinin kadim sezgileriyle tekrar karşılaşmamak için otobüse binmek lazım, neyse ki eski arabaların yerinde bir nostalji müzesi var diye avunuyorum.
-
taksi plakası meselesi, istanbul'da yaşayan biri olarak bana hep ilginç bir yatırım aracı gibi görünmüştür. insanlar metrobüsten inip taksileşirken şehrin karmaşasını izliyorum; plaka fiyatları bir evden daha pahalı, hastaneye yetişene kadar trafikte takla attırdıkları bir de şu anki düzen, değer diye baktığınızda bir garanti aracı sanki. esnafın dilinde hep 'araba senin, ekmek senin' ama krediyle alınan plakaların geri dönüşü en iyi ihtimalle 10 seneyi bulur. şahsi görüşüm bu iş artık eski mantıkla düşünülmez, istanbul'da iES rahatlığı bulmak artık sadece hayal. yatıramıyorum boşu boşuna heyecanlanmaya, zamanla zaten herkes kara yolunu bırakıp pendikteki viyadüğü aşık atar duruma gelir.
-
piyasa hep söylenir hastasıyım ama yaşıyorum diyene de rastlamadım; plaka parasına ev alırsın daha kralı olur, diye düşünüyorum bazen. amcanın biri "bizim kuşak plakayı çarşıdan kaptı" diye anlatır ama şimdi çarşıdan kapan rakamlar duyunca inanası gelmiyor insanın.
(bkz: milyonluk yatırım
-
taksi plakası dedikleri şey aslında bir şehir efsanesi gibi, herkes zenginlik hayali kuruyor ama trafikte geçen saatler cabası. izmir'de bir arkadaşım plaka hayaliyle iki gün şoförlük yaptı, sonrasında toplu taşıma hayatın kurtarıcısı dedi, o kadar yani.
-
eskiden bir plaka alıp kiraya verirdin, geçimin garantisiydi. şimdi ise ne taksiciler ne de fiyatlar o eski tadı veriyor, bence paranı başka yere yatır.
-
içimde bir yerlerde hep o plakaya sahip olup herkesin 'abi yol ver' diye yalvardığı bir hayal kuruyorum ama hesap kitaba gelince mantık devreye giriyor. trafiğin her gün çilesini çeken biri olarak söylüyorum: plaka lüksü hissettirir ama geliri garanti etmiyor.
-
plaka fiyatları uçmuş durumda, bir de üstlerindeki o mevcut kira gider kalemleri var, çoğu plakacının kredisini işletecek nakit akışı yok. ben yıllardır uygulamayla biniyorum taksiye odaklanacak vaktim yok bile, kısa mesafede konfor arıyorsan dto'dan sonra fırsat ayırt edilir sinyalleşen uygulamalar daha mantıklı geliyor. ha bu iş bana sabır işi gibi gözüküyor, sermayenin dönmesi yıla yayılınca ekran başında beklemekten belki biraz daha sıkıcı. ben o parayı kurup beklemek yerine toplu taşımayla bir yıl yer kaplarım daha iyi.
-
yıllarca boğazıma düğümlenen o soruyu bir de ben sorayım: bu plaka gerçekten mantıklı mı? internetten de okudum, insanların anlattığı güzel şeyler var. sonra oturdum, kendime sordum. ne kadar kolay görünen o düzen bir borca dönüşüp ömür boyu ensende kalıyor. babam hep söyler dururdu oğlum örnek çalışan insanın çektiği çile. ha bir yerde 6 sene çalıştım da dönüp bir binaya adım attığımda mobbingten nefes alamıyordum. 31imde avucumda plaka olsa kendime meslek gibi sararmıyım diye düşünüyorum. kısacası... kararsızım.