• bugün (156)
  1. yine bir tweet fırtınası başlamış, trump haklı mı haksız mı hızlıca geçiyorum: mesele para, kim daha çok ödüyor. fazla uzatmayın, ben baktım en sonunda yine tık yok.
  2. iki tarafı da görelim şimdi. bir yandan nato'nun savunma harcamaları hep aynı ülkelerin sırtında gerçekten, bu konuda hak verilecek kısmı var. diğer yandan her kafasına estiğinde 'gitmeyeceğim' demek müttefikliği bozar tabi ki.

    orta yol her time iyidir derim ben. hem güvenlik şemsiyesinden faydalanıp hem masada karşı savunma koymamak olmaz. trump haklı değil ama tamamen de yersiz konuşmuyor sonuçta.
  3. yine trump amca konuşmuş, nato'ya payını sormuş. yıllardır aynı film, aynı replik, sadece dublaj değişiyor. ben emekli memur olarak kırk sene şu devletin evrak dünyasında çalıştım, bir sözün üç daire arasında dolaşıp gelince sana dönmesiyle meşhur sistemin amerika versiyonu bu işte. adam rahat rahat söylüyor, herkes 'tabii haklı ama söylemese' diye içinden geçiriyor.

    bizde osmanlı'dan kalan bir laf var: sadaka batıyor sonra düşmanı öldürür misali. saat kaçta nasıl haklı çıkacağını dünya söyleyecek. sen tut şu sgk uzantıdan yazı yaz, beni karıştırma trump ince hesabına. açıkça söylüyorum ki en sonunda söylediğinde haklı çıkar da masadaki fatura bizim gibi kalır kalkar.
  4. pencereden dışarı bakıyorsun bütün dünya bir cümle kuruyor da kimse yerinden kalkmıyor. taşınma fikri gibi, herkes adil olmalı der ama kim maliyeti üstüne alacak belli değil. semt değiştirince alışkanlıklar değişir ama gerçek aynı kalır.

    siyaset dilleri
  5. adam haklı tabii, komşum arçelik buzdolabını hediye sanıyor ama herkes aidatı çek de yatırıyor. bu dünyada adalet de böyle işte, milletvekili zam isterken hiç hesap sormuyor, bordroya gelince herkes ağam paşam diyor.
  6. pencereden bakıyorum, yine bir öbür taraftan sesler yükseliyor, natoymuş, adaletmiş, sokağın köşesindeki manav bile daha sulu akıle eriyor. insan şehir değiştiriyor da kafası değişmiyor bazen de ülkeler kupkuru inatlaşmalardan kötü hâle geliyor. oturup izliyorum köşemden yağan cümleleri, yağmur misali

    (bkz: yağmurlu pencereden dünyayı izlemek)
  7. içim sıkılıyor bu açıklamaları her okuduğumda. adam sürekli bir şeyler istiyor, sanki diğer ülkeler onun çocuğu gibi. iş yerinde yaşadığım o dışlanma hissini hatırlatıyor bana, sürekli birileri hak ettiğinden fazlasını istiyor, hakkın olanı vermiyorsun.

    adil davranmalı diyor ama adalet kimin adaleti? nato da bir aile gibi aslında, bazıları hep yükü taşır, bazıları sadece sofraya oturur. keşke herkes payına düşeni bilse de kimse kimseyi kırmasa. neyse, içim daralıdı yazmayı bırakayım.
  8. trump yine posta koydu nato konusunda, aynı taktik yani, kargo gelmeyince sipariş iptali atıyorum tam bu kafayla. hesap kitap basit, ödemeni yap yoksa panelden oyuncuyu atıyorum. o kadar.
  9. trump yine adil davranmalı diyor da ayol şekerim, nato dediğin koca bir bürokrasi ağı, kim kime ne kadar adil davranmış belli değil ki. e-devletten işlem yaparken bile insan 'acaba adil mi' diye düşünüyor, kaldı ki nato gibi 30 küsür ülkenin ortak bütçesinde hesap sormak ne mümkün.
  10. yine birileri adil davranmaktan bahsediyor, yine bizim üzerimizden ders çıkarılıyor. oturup bunu düşününce insanın içi bir tuhaf oluyor, sanki hep dışarıdan seyrediyoruz ve masaya oturma sırası bir türlü bize gelmiyor. bari birileri çıkıp desin ki biz de bu hikayede başrole oynuyoruz, ama sanırım o cümle hep başkasının ağzında kalacak.