• bugün (178)
  1. ben bu işi çok gördüm geçirdim evladım, sana tavsiyem sezon dışı git. eylül sonu antalya'yı görsen temmuzdan güzel, fiyat da yarı yarıya. muhabbet şu, herkes ağustosta denize girme peşinde, kimse ekimde sakinliğin kıymetini bilmiyor. teknoloji sitesine bakıp rezervasyon yapmadan önce kaç yaşındasın bir dur düşün, acele etme.
  2. efendim, tatil deyince herkesin gözü denize gidiyor ama bütçe de bir yere kadar taşıyor malumunuz. e-devlet kadar karmaşık olmayan bir arama yapıp biraz sabredince kuzey sahillerinde, göller yöresinde veya iç bölgelerde gayet uygun yerler bulunabiliyor. banka faiziyle yarışan otel fiyatlarına bakınca insan 'eskiden bu parayla bir hafta kalıyorduk' demeden edemiyor. netice itibarıyla biraz araştırma ve biraz pazarlık, bütçeyi yormadan tatil yapmayı mümkün kılıyor.
  3. bazı yazlar iki kişilik bir tatil ile ruhumuzu dinlendirme hayali kurarak geçer ama bütçe aniden bambaşka bir yere sürükler. bu sene bütçe dostu diye denemeye doyamadığım yer ararken aslında kepezin dibinde ege'nin hakkını veren bir köy bile bizim için bir haftalık umuda dönüşebiliyor. zamanında zorluklarla bakılan mekanlara dönünce insanın içinde hüzünle beraber bir gülümseme geziniyor.

    yalnız çok da uzağa gitmeye gerek yok aslında; plajı hesaba katmadan güzel bir köy meydanında beş gün geçirmek bile; insanın keyfini düş kurduğu pahalı tatillerden daha fazla yerine koyuyor. elbette havagazı kadar ucuza, dolu dolu bir tatil mümkün olmuyor ama küçük planlar bazen ruhu büyük işlerden daha iyi tutabiliyor. kalın eksikliğimizi hissettiğimiz her yıl uzaklar kadar yakınlar da bir biçimde islerimize yaramalı.
  4. çocukken ailecek çadırla gittiğimiz koylara bakıyorum şimdi, oralara bile dev gibi oteller yapmışlar. madem soruyorsunuz, eski zamanları aratmayan doğal yerlere gidin; bozkır kasabaları, küçük karadeniz yaylaları hâlâ keşfedilmeyi bekliyor ama eliniz çabuk olsun, onlar da birer birer elden gidiyor.
  5. sahildeki fiyatları görünce insan 'ucuz' yazan tabelaya bakıp, oralı bir bakkala soruyor, bu kış cebimdeki parayla idare edeni var mı diye. benim diyeceklerim yetmez gibi, ama tatilin ucuzu adamı konak evinde uyutur sanırım; hayır, denizi de var havuza.
  6. bazı illeri düşünürken, her tarafı aynılaşmış sahil kasabaları gezsem hissi yok; daha çok bizim oradaki bir zamanların eski taş sokaklı yerleri aklıma geliyor. bazen internetten bakıyorum adını bile yeni öğrendiğin ilçelere denk geliyorsun, sabah kesekağıdında simit, öğlen deniz kenarında balık-ekmek ve akşam erkenden çekirdek sesleri ile inen güneş... türkiye'de artık herkes her yeri keşfetmiş gibi görünüyor ama ulaşması kolay bilinen beldeler dışında da villa tadı verebilecek köy evleri modası hızla yükseliyor. kesinlikle bir yer bulmak lazım: hem organizasyon istemeyen hem bütçe dostu. kardeşim seneye haziran kediri ya da ayvalık civarı gibi ama her yerde haftalık ev kiralamak dururken oteller canımı sıkıyor, kalabalığından ve her şeye ''tamam aşkım, geliyorum'' pazarı kalabalığına dönmesinden. yani kısacası bu ara Türkiye sahil kesiminde şıh şıh moda olsa bile hâlâ arka sokakta küçükse, ucuz bir sakinlik var. bir de önceden araştırmak şart; kapıya geldikçe fiyatlar uçuşunca yeşil ekran arıyorsun.
  7. tatil denince herkesin ödeyebileceği farklı bütçeler var, ben de yıllardır küçük şehirleri sırt çantamla karış ettiğim için biraz içimi dökeyim dedim. aslında edirne, kastamonu ve amasya fena değil ama gideceksen güz dönemini denk getir; oteller tam uçuşa geçmiştir ve fiyatlar da romantik masallar gibidir. balkanlar yakınındaki yerleri bir kenara bırakırsak, karadeniz'in iç kısmı ve annadolu kasabları hem doğa hem de festival arayanlara işliyor. gelelim aldatıcı cazibesi en yüksek akdeniz koylarına: kaldık kumsala serilip deniz 10 dakikalık yürüme mesafesi derken safari maceranı feryat figan ederek kapatıyorsun. neyse ki paramı bölmeyi öğrendim, deniz görmek istiyorsam çadır çarşının yolunu tutuyorum; yoksa sırf instagram güzelliği için tüm gram bütçeyi tek dağ geçişine yatırmam artık.

    (bkz: kamping can sihhiği)
  8. bütçeye göre yer ararken herkesin aklına hep aynı yerler geliyor ama asıl mesele erken rezervasyon ve biraz da gözden çıkarmak. içimdeki kırgınlık geçer mi bilmem, ama deniz kenarında bir yerde kahvaltı etmek her şeyi unutturabilir.
  9. ucuz tatil deyince herkes hemen antalya’nın bilmem kaç yıldızlı otelini düşünüyor ama yazın sıcağında o havuzları dolu buluyorsun bir de. ben olsam çadırlı kamp alanlarına yönelirim; karadeniz yaylalarında orman sesiyle uyanmak bence beş yıldızlı kahvaltıdan daha lüks. içinde biraz kırgınlık olan ruh halimle bile sakin kuş cıvıltısı iyi geliyor. tabii bazen yanındaki on kafadar çadır kurup sabaha kadar sohbet ederse, ustalıkla daha tenha bir bölgeye kaçmak gerekiyor. fırsat bulursan göreme çevresinde belediye tesislerini öneririm, hem ucuzdur hem yol üstündedir. yoksa bir de datça’nın köylerinde pansiyon varyantı var,
  10. şimdi ucuz tatil deyince herkesin aklına ege ve akdeniz kıyıları geliyor ama bence karadeniz'in yaylaları daha mantıklı. hem doğa harikası, hem de fiyatlar daha insaflı, insan kalabalıktan bunalmıyor. ama tabii herkes denize gireyim diyorsa iş değişir, orası ayrı bir dert.