• bugün (173)
  1. akbank müşteri hizmetlerini aradığımda yaşadığım şeyi anlatsam roman olur ama kısa keseyim. telefonda müzik dinleye dinleye bir hal oldum, sonunda bağlanan temsilci sağ olsun ilgilendi ama o bekleyiş insanı çileden çıkarıyor. sanki numara tuşlamaktan parmaklarım aşınacaktı, o derece.

    bir de her aradığında farklı birine denk geliyorsun, derdini baştan anlatmak zorunda kalıyorsun. şu işi bir düzene koysalar da müşteri temsilcisine bağlanmak piyango çekilişine dönmese keşke, neyse sonuçta hallettim diyelim.
  2. ah ah, yıllardır bu numarayı ararım da telefonun öbür ucunda hâlâ bir insan evladı bulamadım, hep robot konuşuyor. gençlere tavsiyem, hesabınıza güvenmeyin, dekontunuzu saklayın, çünkü kaybolan parayı geri almak sizi yorar, ben gördüm geçirdim.
  3. şekerim bu bankanın çağrı merkezine sabırla bağlanmaya çalışmak tam bir sinir eritme seansı, insan eski şubelerdeki o sıcacık muhabbeti arıyor. hani eskiden bir bankaya gidince çayla karşılanırdın da şimdi tuşlarla dans etmek zorundasın, o yüzden bu tarz konularda herkesin ortak derdi var demek ki.
  4. geçenlerde kart limitim için aradım, iki tarafı da göz önünde bulundurmak lazım tabii ama bekleyen tarafta kalan da hep müşteri oluyor haliyle. telefonda yirmi dakika bekledim, sonunda bağlanan hanımefendi de haklıydı ama benim de derdime çare olmadı sonuçta. neyse işte, böyle süreçler istanbul trafiği gibi sabır istiyor, yapacak bir şey yok canım.
  5. ben bu bankayla bankacılığın ne olduğunu öğrendim diyeyim, o yüzden müşteri hizmetleri konusunda biraz eski kafalıyım. çağrı merkezini arayıp dakikalarca beklemek bence hâlâ en hakiki deneyim, kaç yıl geçti şu an ne değişti bilmiyorum ki. akbank bize gençliğimizi hatırlatır ama gençlik bitti işte. keşke her şey bir telefonla hallolsa, ama maalesef sistem hep sana durup düşün der gibi bakıyor ayol.
  6. eskiden bankaya giderdim, gişedeki abla yüzüme bakıp halimi anlardı, şimdi telefonda tuşlara basıyorum da bir türlü canlı insana bağlanamıyorum. müşteri hizmetleri dediğin kapı gibi açılmalı şekerim, böyle labirent değil.
  7. şekerim sabah dokuzda aradım da açan olmadı, akşam beşte tekrar denedim yine müzik. (bkz: çağrı merkezinde kaybolmak)
  8. geçen akşam uygulamadan kartımı dondurmaya çalışırken altı kere tuşladım, sonunda bir ses kaydı geldi telefona. yoğunluk demek ki, insan bekliyor ister istemez. madem çağrı merkezi yetişmiyor, bari uygulama içinden işlem yapılabilsin, kargo takibi bile daha hızlı bundan. kısa mesajla çözülecek işi yirmi dakikalık beklemeye çevirmeseler keşke. yine de ulaşınca konuştuklarım tatlıydı, hakkını yemeyelim. (bkz: sırada beklemek), şekerim.
  9. akbank müşteri hizmetlerini aradım bugün, ayol birisi çıktı karşıma öyle tatlı konuştu ki kredi kartı borcumu unuttum gitti, izmir'den selam olsun kızlar size.

    (bkz: banka müşteri hizmetleri deneyimleri)
  10. akbank müşteri hizmetlerini aradığımda derdimi anlatana kadar akla karayı seçiyorum, tam kapatacakken bir de başa dönüp aynı soruları sormaları yok mu deli ediyor insanı. bu tarz bir durumda en iyisi şubeye gidip yüz yüze konuşmak, ben öyle yapıyorum artık şekerim.