-
aslında her şey var ama bir ruhu yok gibi, izmir'den sonra insan kendini bir anda gri bir dünyada buluyor, yine de kargoların ve alışverişin merkezi olması büyük artı.
-
yillarca disarida yasadiktan sonra insan memleketi ozluyor ama ankara deyince aklima once soguk geldi, sonra trafigi. neyse ki havasi falan hikaye, asil mesele gurbet elde bir basina yasamak degil mi? sorunun cevabini kendi icimde aramak yerine bir cay icine koyup bitirmek en iyisi.
-
valla ben bursa'dan gelin geldim buraya, ilk sene esenboğa'dan şehre inene kadar yol bitmiyor sandım. ama çarşısı pazarı derli toplu, hele kızılay civarı öğlen vakti bile bir telaş bir hayat var, öyle boş bir şehir değil yani.
-
ankarada iki sene kadar kaldım, dönüşte otobüste hep ağladım, kimseye söylemedim. o soğukta bile içini ısıtan bir komşu, bir simitçi amca var, kıymetini oradan gidince anlıyorsun. bir gün bir arkadaşım mobbingle boğuşurken ben onun yanı başında oturup susuyordum işte hepsi bu, hani ankarada kötülük de var, ama sarıp sarmalayan bir hali de var.
-
uzaktan bakınca başkent hep resmi ve gri geliyor ama içine girince insanı kendine bağlayan bir düzeni var; yine de dönenler hep aynı şeyi söylüyor, memur bey trafik bitmiyor. ben hollanda'daki kasabamdan bakınca ankarayı hem özlüyorum hem de bir hafta sonra kaçmak istiyorum.
-
pencereden bakınca her şehir başka görünüyor, ankara da öyle; soğuğu sert ama semtleri kendince bir düzen tutturmuş. yaşanır mı yaşanmaz mı bilemem ama insanı bazen kendi içine döndüren bir hali var, orası kesin.
-
ben denedim söylüyorum kızlar, ankara gerçekten yaşanılası bir şehir eğer ayazına hazırsanız. market fiyatları bahsedildiği kadar uçuk değil, çarşı pazar gayet uygun ama kargo süreçleri insanı çileden çıkarıyor. beyaz eşya tamirci bulmak bile kıyasla kolay, bir telefonla geliyorlar sağ olsunlar. yine de ben hep derim büyük şehir hayatı sabır işi, karar verirken iyi düşünün.
-
eskiden ankara deyince kızılay'da çay içmek, karanfil sokak'ta yürümek gelirdi akla. şimdi her yer avm oldu, o eski samimiyet kalmadı hiçbir köşede. yine de kışın o soğuğuna rağmen insanın içini ısıtan bir yanı var, sırf onun için bile yaşanır.
-
iki sene ankara'da kaldım, sabah buz gibi, akşam yalnız, iş yerinde ayrı dert, kimseye anlatamıyorsun, böyle şehir mi olur derken içim dökülüyor işte.
-
yıllarca yaşadım ve şunu söyleyebilirim: yaşanır ama insanın içini yavaşça boşaltan bir şehir ankarada. kışı çok uzun, gri binalar ve geniş caddeler arasında dolaşırken hep bir şeyler yetiştirme telaşı var. iş yerinde mobbing, trafik, soğuk akşamlar derken kendini eve attığında telefonunla baş başa kalıyorsun.
yine de orada kurduğum dostluklar az değil, öyle bir insanlar var ki kaldığın sürece yalnız bırakmıyorlar. yine de insan bazen bu şehri sevmeli mi katlanmalı mı, bilemiyor. içine kapanık olanlar için sanki biraz fazla kalabalık.