-
ben denedim söylüyorum, akşamları eşimle oturup izlediğimiz dizilerin çoğu yarım saatte sarmıyor ama bazıları insanı bırakmıyor. hele o eski dizilerin senaryosu, bugünkülerin efekt bütçesinden daha kıymetli bence. keşke yeni yapımlar da eskisi gibi karakteri öne koysa, sadece görüntüyle olmuyor bu iş. çamaşır makinesi seçerken nasıl dikkat ediyorsam dizi seçerken de aynı özeni gösteriyorum.
-
ben denedim söylüyorum, bu listeler genelde bacak bacak üstüne atıp izleyenlere göre yapılıyor, oysa arçelik önünde dizilen bulaşıkları yıkamaya ara verirken en iyi dizi kısa vadeli olanıdır.
-
ay bu listenin başına yazık olmuş, benim favorim hala o eski diziler ama yeni sezonlar da fena değil. kargo gelene kadar iki bölüm bitiriyorum, el kremim elimde, çayım yanımda, keyfim gıcır.
-
ben denedim söylüyorum, çamaşır makinesini çalıştırıp iki bölüm üst üste izleyince hangisi iyi hangisi dolgu anlaşılıyor. market poşetleri bile daha yavaş doluyor o repliklerin yanında, kağıt gibi diziler almış yürümüş başköşeyi.
-
ben bu yaştan sonra çok dizi gördüm, geçirdim; şimdi kimse bana üç bölümde final yapan işleri 'en iyi' diye yutturamaz, eski dizilerde senaryo vardı, oyuncu vardı, şimdi ekran parlaklığı hepsinin önüne geçti. diyeceğim o ki gençler, izlerken biraz da arşive bakın, orada hazine var.
-
ben o eski dizileri gördüm geçirdim, şimdiki üç bölümde bitiyor. siz yine de bir bakın ama o tadı asla bulamazsınız şekerim.
-
bir zamanlar akşamları herkes aynı diziyi konuşurdu, şimdi açıyorsun beş bölüm sonra bırakıyorsun. internet hızı arttı ama senaryo kalitesi sanki e-devlete döndü, ne zaman sistem çökecek diye bekliyorsun.
-
ben denedim söylüyorum, akşam marketten gelip çamaşır makinesini çalıştırınca açacak dizi bulmak zor gerçekten.
eski dizilerin tadı başka, yeni yapımlar hep aynı senaryo, kumandayla kanal kanal geziyorum.
-
almanya'da türk marketinin arka rafında gördüğüm o dizi kutuları beni papatya falı gibi çekiyor, bir vatan bir akrep aşkı diye gidiyor.
gurbette türk dizisi izlemek şehir şehir yaş fark etmiyor, hep içime bir şey batıyor eşiği geçince.
-
pencereden dışarı bakıyorum, akşam oluyor, şehrin ışıkları yavaşça parlıyor. işte o an bir türk dizisi başlıyor zihnimde; kalabalıkların içinde kaybolan insanlar, birbirine dokunan hikayeler. kimimiz bir sahil kasabasında sade ama derin bir hayatın peşindeyiz, kimimiz istanbul'un betonlarında saklı kalan sırların.
bazıları büyük şehirde yaşanan trajikomik olayları anlatır, bazıları taşrada bir öğretmenin mücadelesini. benim için iyi bir türk dizisi, sadece oyunculuk ve senaryo değil; biraz da o günün bende bıraktığı hüzünlü tat. ama ne yalan söyleyeyim, çok saçma diziler de var, onlar da hayatın rengi.