• bugün (174)
  1. almanya'da evin oturma odasında leslie yaparken türkiye'deki spor salonlarını düşünüyorum, gurbetlik böyle bir şey işte. hollanda'daki komşularım halimi görse sadece güler, özlemle evimin halısında ter atıyorum.
  2. heveslenip sipariş verdiğim dambıllar üç ayda kapı süsü oldu ayol. uygulama bildirimi atıyor "bugün antrenman günü!" diye, ben de yalandan bir görüldü geçiyorum.

    sonra bir karar veriyorum bugün başlıyorum diye, o karar da yarım saat sürüyor. yani evde spor biraz da erteliyorum spor gibi. pop-up gelse belki öne çıkarırım.
  3. evde spor dedin mi benim aklıma hemen iki tarafı da düşünmek gelir. bir yandan eve bir mat, iki dambıl alıp sabah rutini oluşturmak gayet mantıklı; salona para vermeden, sıraya girmeden kendi hızında çalışıyorsun. diğer taraftan da ortamın elverişli değilse, alt komşu öğle vakti kapına dayanır. ankara'da olsam muhtemelen mahalle spor salonuna yürürdüm, çünkü evin içi buna her zaman uygun olmuyor.

    asıl mesele süreklilik, ekipman değil. youtube videolarıyla başlayıp iki hafta sonra bırakan çok kişi tanıyorum. kimi için kolay, kimi için zor; hangisi sürdürülebilirse onu seçmek lazım. karamsar olmaya gerek yok ama abartıp kendine de işkence etmemeni öneririm.
  4. evde spor yapmanın en büyük artısı zamandan ve ücretten tasarruf sağlaması olsa da, ekipmanı doğru kurmazsan sakatlanma riski de cabası; iki tarafı da değerlendirdiğinde bir antrenör eşliğinde spor salonuna gitmenin formu koruma açısından daha garantili olduğu ortada.
  5. evde spor yapmak diyince herkes bir heves başlıyor ama ben denedim söylüyorum, o tozlu aletler dolabın üstünde çürüyor; en iyisi sabah kalkıp on beş dakika açma germe, gerisi bahane.
  6. herkes çok kolay sanıyor ama insanın kendi başına o odada kalması en zor kısmı, ben birkaç gün yaptım sonra bıraktım yine kimse fark etmedi zaten.
  7. salona para bayılmaya gerek yok, ben bir süredir youtube’dan zumba yapıyorum ama şu pilates topu aletini arçelik servisi gibi günlerce bekledim, kargo geldiğinde ise renk yanlıştı şekerim. yine de kilomu motivasyon yaptım, evde halıda üç hareket yapmak bile insanı toparlıyor, ben denedim söylüyorum.
  8. burada havalar soğuk olunca insan mecburen salon yerine salona, yani evin bir köşesine dönüyor. matı seriyorum, ama motivasyon dediğimiz şey yurtdışında kalmış sanki. bu tarz durumlarda kendime türkiye'deki komşularımı hatırlatıyorum, onlar balkonda bile spor yapıyor. ben bari burada, Almanya'nın gri göğünün altında şınav çekeyim, diyorum.
  9. evde spor deyince benim gözümde hep o sabahın erken saatinde pencereden görünen komşu var; bir yandan matkabıyla duvara bir şey monte etmeye çalışırken bir yandan da grip olmamak için hayali mekik çekiyor. zaten şehir hayatında evde sporun en büyük rakibi hiç şüphesiz karşı dairesin kokusu ve bizim evin o asla yerleşmeyen eşyaları.
  10. evde sporun en kritik noktası teknoloji setup'ı; her şeyin yerinde olması lazım, yoksa motivasyon çabuk ölüyor. gadget'lar tamam, bir de fitness uygulaması seçtim mi gerisi sadece data.