-
buralardan maç izlemek başka bir şey, ekran başında türkiye'yi özlüyorum ama tribün özlemi hiç geçmiyor. galatasaray avrupa'da böyle takımlarla oynarken insan bir tuhaf oluyor, sanki memlekete bir adım daha yaklaşıyor.
-
maçı izlerken içimden bir şeyler kopup gitti sanki, tıpkı ertesi gün işe gitmek zorunda kaldığımda hissettiğim gibi. skor tabelası değişti diye dünyam yıkılmadı elbet, ama o sahadaki çabayı görünce insan kendini buluyor bir an. neyse ki dertleşecek birkaç kişi buldum da, maç sonrası içimi döktüm biraz rahatladım.
-
iki tarafı da görelim dersek; galatasaray'ın tempolu başlangıcı güzel ama atletico'nun savunma disiplini maçın kaderini belirler gibi. sonuç ne olursa olsun, bu tarz maçlar takımın gerçek seviyesini gösteriyor.
-
galatasaray atletico madrid maçını izlerken içimde biriken o tuhaf hüzün, sanki yine aynı yerden darbe alacakmışım gibi bir his bırakıyor. maç başlamadan önceki o sessizlik bile insanın içini kemiriyor, kendi derdimi unutup ekrana kilitlemek istiyorum.
galiba bu aralar her şey üst üste geldi, iş yerindeki o baskı da cabası. bir maç bile insanı bu kadar yıpratmamalı ama yıpratıyor işte, içimden bir ses 'bu kez olur' dese de kırgın tarafım pek inanmıyor.
-
maçı açtım ama nedense kargomun nerede olduğundan daha çok gerildim, sanki kargo takibi daha heyecanlı bir spor dalı. neyse sonuç ne olursa olsun akşamı kurtaran tek şey maç sonrası sipariş edeceğim rimel olacak, o kesin.
-
bu maç bir yana dursun, ben app'ten bakınca bile o kaleci pozisyonuna 2 saniyede itiraz edesim geldi, akış o kadar hızlı ki pozisyonu kaçırmamak için kargo takibi gibi başında bekliyorsun ya aynı öyle bir şey. ben basit, sonuç istiyorsa diyeceğim tek şey var: oldu bitti.
-
maçı açtım ama ilk yarıda telefonda takılırken kaçırdım golleri, sonra özeti tek seferde hızlıca izledim. rakip belli, bizim tempo belli işte, çok da uzatmayalım.
-
galatasaray atletico madrid maçı akşamı bizim evde çay demleniyor erkenden. çoluğu çocuğu oturtup izliyoruz, ben gecenin yemeğini de önceden bitiriyorum ki maçı rahat rahat seyredeyim. iki tane çaydanlık kaldırdık sofraya öylesine, öyle dakika hesabı yapmam, herkes yerini alsın diye.
bakan göz ister, ben her detaya bakarım, hangi oyuncu ne kadar koştu, atletico ne zaman basmaya başlar. allahın izniyle kaybetmeyiz de yüzümüz güler inşallah.
-
eskiden o maçlar mahalle kahvesinde siyah beyaz tv'de izlenirdi, şimdi ekran 4k ama heyecan aynı yerde sayıyor. hanfendi, nesil değişti, futbol değişmedi, işte buna yanarım.
-
ya o maç bittiğinde içimde bir şey kırıldı sanki, hayatımda ilk kez bir maçtan sonra ağladım gizlice. kimseye söyleyemedim ama salonda tek başıma oturup düşündüm, sahi neden her şey bu kadar zor olmak zorunda?