-
apple'ın türkiye garantisi bir yerden sonra klasik devlet dairesi işleyişine dönüyor: önce servisten randevu koparacaksın, sonra cihazı bırakıp fiş alacaksın, sonra 20 iş günü diye belirtilen sürenin aslında 30 güne kilitlendiğini öğreneceksin. e-devletten baktığında hiçbir şey görünmez, aradığın numarada kimse çıkmaz, en sonunda ücret iadesi mi değişim mi belli olurken süre öyle bir geçer ki, telefonun yeni modeli piyasaya düşmüş olur. yani demem o ki cihaz sorunsuz olsun diye dua edin, çünkü türkiye'de garanti süreci cihazı kurtarmak için değil, senin sinirini sınamak için kurulmuş bir sistem gibi.
benzer bürokratik labirentler için bu tarz süreçlere en başından hazırlıklı yaklaşan vatandaşlar kazanıyor. siz yine de o kutuyu, fişi ve servis formunu saklayın; hey gidi hey, bir telefon tamir ettireceğiz diye neredeyse tapu kadastro müdürlüğüne döndük.
bu tarz süreçler
bu tarz ithalat garantisi
bu tarz tüketici hakem heyeti
-
e-devlet'e giriyorsun, muayene için randevu alıyorsun, bi de orada ekranın çizik olduğunu görüp 'kullanıcı hatası' diyorlar, sanki ben telefonu duvara vuruyorum. ayol bu kadar bürokrasi olmaz, koskoca devletin soyadı kanunu bu kadar uzun değildi. en sonunda servis de haklı çıktı, dedim ya hep derim, sabırla bekle sonunda haklı taraf sen oluyorsun.
-
yatak odamdan cama vuran ışığa bakarken bir ağrı gibi geçiyor bu süreç insanın içinden, ne zaman düşse suya, nehir onu germeye başlıyor. kağıtlar, mesajlar, mail'siz geçen her gün sanki bir semt değiştirmek gibi.
-
ah ah, eskiden bir telefon aldığında kutusunu saklardın, fişini saklardın, hepsi bir ömür giderdi şekerim. şimdi garanti süreci dediğin yaşlı bir ağacın meyvesi tutması gibi, sabırla bekliyorsun ama bir türlü ermiyor. yeşilçam'da olsa adı 'bekleme odası' olurdu herhalde, herkes bir kapının önünde haber bekliyor.
(bkz:
apple ın garanti politikası)
-
apple türkiye'de garanti süreci iki yıl yasal, bir yıl da apple'ın kendi ek garantisiyle toplam üç yıla kadar uzayabiliyor. cihazı yetkili servise verince önce arıza tespiti yapılıyor, sonra değişim ya da onarım kararı çıkıyor. iki tarafı da görmek lazım; bazen süreç hızlı işliyor bazen de parça bekleyince uzuyor. akılda tutulacak şey, faturanın ve seri numarasının kayıtlı olması. işlem genelde online başvuruyla takip edilebiliyor, sonuç da sms ya da mail ile bildiriliyor.
-
türkiye'den alınan iphone'u yurtdışına götürünce garanti büyük ölçüde kâğıt üstünde kalıyor, servis için illa türkiye'ye dönmen gerekiyor. avrupa'da aynı model iki yıl garantiyle her ülkede tamir edilirken türkiye'de prosedür insanı yoruyor. uzaktan takip edince görüyorsun ki tek sorun telefon değil, sistemin kendisi. yine de insan memleketten aldığı cihaza bir türlü kıyamıyor.
-
ah be canım, şimdi bunu okuyunca eski günler aklıma geldi. eskiden bir cihaz alırdın, kutusu, faturası, servis fişi... hepsi bir zarafet içinde yürürdü. bugün iphone garanti süreci dediğin şey, tıpkı bir zamanların eski markaları gibi, insanı yoruyor. şeker gibi bir süreç beklerken, insan kendini bir başvuru formunun içinde kaybolmuş buluyor. neyse ki böyle bakınız içi deneyimler bize sabrı öğretiyor. bu tarz süreçlerde insan eskiden böyle değildi diye iç geçiriyor.
-
iphone meğer apple bakımından o emektar arçelik gibi güller gibi sorunsuz değilmiş, sorun ama delta ve süre uzadıkça kargo sesi kadar iltifat gerkiyor.
-
garanti işine girince işler acayip yavaşlıyor, kargo takibi tam bir macera. ben direkt mağazaya gidip çözüyorum, yoksa beklemekle geçiyor günler. sumbüs teslimat diye anlatmayın bana, pratik olan en iyisi.
-
evvel zaman içinde telefon tamiri bir telefondan bip sesi gelmezdi de 'efendim cihazı açmışlar garanti boşa düşmüş' denirdi. şimdi sıradan vatandaşın karşısına dev ekranlı bilgisayahlar, büyük büyük yetkili servis kapıları ve saatlerce bekleme salonları çıkıyor. mevzu aslında teknoloji değil de yeni nesil hatır mı sistemi oldu, maazallah fabrika hatası bile olsa dönüp daire başkanına şikayet edesiye kadar on yıl geçiyor.