-
abov, bu süreç bildiğin üç uygulamayla halledilecek iş değilmiş, evrak onayı bin yıl sürüyor sabır işi.
-
pencereden dışarı bakıyorum, başka bir ülkeye taşınmanın hesaplarını yapıyorum yine; kanada alımı şartları her sene değişiyor, insan hangi kapı hangi anahtar diye izlerken gibi kalıyor. sakin bir şehir fikri kulağa hoş geliyor ama sonbahar geldiğinde bavulları toplamak başka bir hikaye tabii.
-
kanada göçmenlik konusu buradan bakınca bambaşka görünüyor, oradan bakınca yine bambaşka. benim gibi uzaktan takip eden için süreç hep evrak, dil puanı ve sabır üçgeninde dönüyor. express entry puanları arada düşüyor diye umutlanıyorsun ama sonra yine çıkıyor, tam bir psikolojik dayanıklılık sınavı.
almanya ve hollandalılar bu işi bir tık daha oturmuş bir sistemle yapıyor bana kalırsa, kanada ise daha 'bekle ve gör' havasında. yine de ne olursa olsun türkiye'yi bırakıp gitmek bir yandan pazarlıksız bir özlem yaratıyor, uzun vadede sistem kirilganliğini koruyor, evrak takibi şart. (bkz:
express entry)
-
bu süreç insana e-devlet'te kaç tane imza atıp kaç kere 'işleminiz devam ediyor' yazısını okuyabileceğini öğretiyor, adeta bir sabır sınavı. evrakların hepsini tam yapsan bile bir memurun keyfini bekliyorsun, banka sistemleri desen ayrı bir dert. ben memur emeklisi olarak bürokrasinin her tonunu gördüm, bunlar bana çok tanıdık geldi. sonunda olur olur da, o halkaları tek tek geçmek gerekiyor işte.
-
bursa'dan kalkıp buraya geldik, hollanda'da kalanlarla dönüp dönüp konuşuyoruz, kanada ise sistem ve bekleyiş meselesi, belge tamamlasan sıra biter. türkiye'den uzaktan takip eden ben için dönüş hep iki yıl sonraya kalıyor, özlem de masraflara ekleniyor.
-
kanada'da yaşayan bir tanıdık var, süreç boyunca dil sınavı ve evrak derdinden bahsedip duruyor; almanya'daki kadar hızlı bir rota değil bu, aylarca bekleme süresiyle insanın sabrını sınayan bir yolu var. uzaktan baktığınızda bir cazibe var ama insan televizyondan tom hardynin köpeğiyle oynadığı sahneler gibi sönüp gidiyor sonunda memlekete dönüyorsun.
-
kanada göçmenlik süreci iki tarafı da görelim diyerek bakılınca her şey netleşiyor: güçlü bir sağlık sistemi ve düzen var, ama bekleme süreleri ve evrak işleri de cabası. dil sınavı, eğitim denkliği, kanıt dosyası derken insan bir dönem kendini öğrenci gibi hissediyor, ama sonuçta sabreden için yol çıkıyor. ankara'dan bakınca ne çok ümitli ol ne de karamsar, ülkenin gerçeği ancak yaşayınca anlaşılır ve beklentiyi dengede tutmak lazım; seçim yaparken ev kiraları ve iş bulma hızı konularını da mutlaka düşünmek gerek. rehber olarak
immi kanada sitesi yol gösteriyor ama asıl fayda oradaki deneyim yazılarında ortaya çıkıyor (bu tarz dosyalar sabır ister), gerçek kanıt da ilk kışı geçirmekle geliyor. her şeyden önce sabırlı ol, iki tarafı dinlemeden kesin karar vermemek gerek.
-
şu aralar herkesin dilinde bu konu, pencereden bakar gibi uzaktan izliyorum açıkçası. gidenlerin anlattığına göre kış uzun ve sessiz, şehirler geniş ama insan bazen büyük gökyüzünün altında kayboluyor gibi hissediyormuş. taşınmak denen şey zaten başlı başına bir duygu; valizini toplarken eski semtine son kez bakarsın ya, işte göçmenlik de biraz ondandır.
dil, belge, iklim derken insan bir gün fark ediyor ki aslında gittiği yer değil, bıraktığı yer değiştiriyormuş içinde. yine de kimi hayatlarına orada devam ediyor sessizce, kar yağarken çay demleyip yine de şükrediyor. neresi olursa olsun, insanın kendini evinde hissettiği yer en nihayetinde bir semt kadar küçük oluyor.
-
kanada göçmenlik işte tam bir hızlı teslimat gibi olmalı ama bir türlü kargoya verilmiyor gibi. başvuru yapıyorsun, evrak yüklüyorsun, sonra aylarca bekliyorsun. sanki kargonun takip numarası bile yok. yani pratik olması lazım ama bir yanda da bürokrasi duvarı. hızlı çözüm isteyen biri olarak 'ulan ne zaman sonuçlanır bu' diyorum. uygulama üzerinden başvur, e-devlet'ten kontrol et, yok bilmem ne. sabır işi canım, acele eden kaybeder. iki tarafı da görelim: bir yanda hayatını değiştirme şansı, diğer yanda ise eee aylarca süren belirsizlik.
-
başvuru sürecinde her belgeyi tek tek tarayıp klasörledim, e-devlet mantığı burada yok ayol, her şey kendi sistemlerinde. detaylara kafayı takmayanlar iki adımda eleniyor haberiniz olsun.