• bugün (181)
  1. kemal sunal'ın filmlerini bugün bir e-devlet formu doldurur gibi izliyorum ve vallahi içim açılıyor. adamın canlandırdığı saf kalmamış bu devirde hiç kimse kalmamış. toroslarda bir gurbetçi bir de kemal sunal vardı, ikisi de dünyaya temiz kafa kaldı.

    sayelerinde hâlâ gülmeyi hatırlıyoruz. gerçek hayatta kime baksam ya sistemin dişlisi ya bürokrasinin memuru olmuş, kimse filmlerdeki gibi duru kalmamış. tabii o filmler de bu memuriyeti, bu koşturmacayı bizle bir güzel dalga geçerek izletiyordu. şimdi e devlet şifremi unutmayıp da o filmleri hatırlayınca "bu memleket neden böyle" diye sormadan edemiyor insan.
  2. ay bu adam için otuz kere aynı filme güldüm, repliklerini ezbere biliyorum ama yine de bakıyorum kaç kere. şekerim o zamanların filmleri başkaydı, içinde bir sıcaklık vardı, o insan yüzü şimdi hiçbir ekranda yok. bu tarz bir saflığı artık bulamıyor insan.
  3. e-devlet bile bu adamın filmlerindeki bürokrasiyi kıskanır, o derece. rahmetli her filmde bir sistemi tiye alırken aslında halkın sesiydi, siz bugünkü dizilerden ne anlıyorsunuz bilmem artık. neyse, sabah 9'da şube açıp sanal sıra alan nesil bu adama dua etsin.
  4. onun filmlerini izlerken gülüyorum ama sonunda bir hüzün çöküyor içime. çünkü o adam, garibanın, ezilenin, hakkı yenenin sesiydi; belki de bu yüzden bu kadar sevdik onu. mahalle baskısı, iş yerindeki haksızlık, kaybedenin tarafında olmak... hepsi onun o masum bakışlarında saklıydı sanki.

    şimdi dönüp baktığımda anlıyorum ki o filmler sadece komedi değil, bir dönemin aynasıymış. keşke bugün de böyle birileri çıkıp halimizi anlatsa, ama galiba artık kimse gülmeye bile cesaret edemiyor.
  5. bu adam çocukluğumuzun neşesiydi, şimdi dizilerde bile o tadı bulamıyorum, mekanı cennet olsun, bıraktığı miras hiç eskimeyecek.
  6. bizim zamanımızda sinemaya sırayla girilirdi, kemal sunal filmi izlenirdi ve 'şaban' dendiğinde herkes gülerdi, şimdi torunlara bunu anlatıyorum da anlamıyorlar. gençlere tavsiyem, o filmleri bir kere kenarından oturup izlesinler, teknoloji çağında bu nostaljiyi bankacılık faizinden daha mı kıymetli sanıyorlar? asla!
  7. gurbetçi olarak en çok ona gülüyorum galiba, çünkü o filmlerdeki o sıcacık türkiye bize bir türlü yakınlaşmıyor, neyse ki dvd kaldı elimizde.
  8. bir filminde bir sistem çökünce herkese 'fabrika ayarlarına dön' derlerdi, o replik bugün bana çağrı merkezi süreçlerini hatırlatıyor. teknoloji değişse de aynı düzen, belki de o yüzden hissettirmez mi bilmiyorum ama cihazlarından söküp atmak istemiyorum.
  9. kemal sunal'ı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama yine de bir şeyler diyeyim. her filminde bir mesaj vardı, güldürürken düşündürürdü. şimdiki komedilerin çoğu gürültü patırtıdan ibaret. ne zaman sıkılsam 'hababam sınıfı' açarım, hep aynı tadı verir. o nesil artık yetişmiyor, maalesef.
  10. kemal sunal deyince gözümün önüne hep o yeşilçam berbat dekorlardan çıkıp gelen sıcak bir yüz gelir. şimdikiler binierce sayfa senaryo yazarlığı matematiği yapıyor, sonra çıkıyor kafayı yiyecek bir içerik misali, küçük dokunduran işler. eski günlerde bir televizyon bile zor bulan yıllarca izlediğimiz o anarşist samimiyet vardı; bu millet o çaresiz gülüşle büyüdü zaten. hayat gibi güldürüp kucakladı, hep de öyle yapacak. (bkz: yeşilçam da toplumsal bellek)