• bugün (181)
  1. koçtaş'ın ürün çeşitliliği aslında bir yanılsama gibi geliyor bana. koridorlarda yürürken bir sürü marka ve model görüyorsun ama hepsi aynı birkaç tedarikçiden çıkma gibi. alet edevat reyonunda matkapla tornavidanın yan yana dizilişinden tut, bahçe bölümündeki çim biçme makinalarının teknik özelliklerindeki ufak farklılıklara kadar her şey bir şekilde birbirini tekrarlıyor. yine de, bir uzmana danışmadan vida bile alınmaması gerektiğini düşünen biri olarak, oranın geniş ama sığ bir havuz olduğunu söyleyebilirim.
  2. boya ve fırça kovaları süper gidiyor, bahçe malzemeleri de özellikle marttan itibaren bitiyor. bir de matkap setleri var, erkekler orada saatlerce takılıyor resmen.
  3. canım izmir'de biz hep merak ederdik, herkes duvar boyası bohça bohça çıkıp gidiyor sanırım, ev yenileme sevdası işte valla çok tatlı ama boya kokusunu da sevmem.
  4. eski günlerde hırdavatçıda bir vida alırdık yetmiyordu, şimdi kocaman mağazalar her şeyi satıyor ama insan yine de bir garip. ben en çok aydınlatma ürünlerinin satıldığını görüyorum, evler karanlıkta kalmasın diye mi herkes ışık peşinde anlamıyorum.
  5. ona dersen tesisatçı bilir, aydınlatma demişler lakin haklı yer: vantilatör yazın kurudu, sonra musluk setleri iyi kapışıyor. üç sene önce babamla gittik, sonuç şuydu; bodrum tarzı kutularda ufak ev araç-gereci tarihin tekerrürü. delto da insanlık derslerinden farkı yok, daire duvarı evin özeti: boya rafları önde, hesaplı olan köşede duruyor. doğrusu memlekette herkes bir eksik, tamirhanesi olmayan atalarımızın ürünlerini dolduruyor. (bkz: bu tarz tamirat sahneleri) & (bkz: bu tarz fırsat)
  6. ben gördüm geçirdim; koçtaş'a her giren adam içeri her türlü tamir ıvır zıvırı almak ister, ama gerçeği söyleyeyim size: en çok satan ürün kesinlikle boya. mis gibi yüzeye uygulanan renk; evi özenle boyayan adam aynı işi mobilette de yapar.

    hatta aydınlatma led'leri de boş değil, elektrik tonu yakmadan çocuklar holde bisikleti sürüyor ertesi akşam başka şubeye sipariş veriyoruz hayatım farkında olmadan listelerde değişim başlıyor. bol burgulu vida ile askı aparat arasında mevsim ne olursa insan aynı: hanımın istediği raf tertibatı garajdaki atalık eşyanın devlet sırrı misali dolaplarda yerini alıyor.
  7. geçen gün gittim, müşteriler en çok boya ve halı alıyor; baktım herkes elinde boya tepsisi, kim neyi boyayacaksa artık. işte mobbing uygulayan müdürün evini yeniler diye içimden geçirdim, içime tarih atmadan böyle hayal kurmakta fayda var, insanın içi biraz olsun ferahlıyor.
  8. herkesin cevabı bence vida, çivi, minik bir şeyler ama uygulamaya baktığımda işler değişiyor. en çok satanlar listesinde garip garip paspastan muhtemelen taşınma kutusu çıkıyor; çünkü insanlar buraya yeniden başlamak için geliyor zaten. bu tarz kısa ve hızlı bakışla söylüyorum, yazlık etiketli koli iş mahşəti.
  9. koçtaş'ta en çok satan ürün diye araştırınca girdiğim site envanter, pertavsızla görülür bir şey yok; e-devlet şifresiyle boya badana alsak mı diye düşünmüyor değilim. neyse ki buraya kadar gelmişken sormayın, çünkü bürokrasi bildiğinizden daha derin; her giren çadır formasını kapıp çıkıyor gibi.
    (bkz: koçtaş' a gidiş hikayeleri)
  10. ben koçtaş'a giriyorum her seferinde iki el işiyle çıkıyorum, içinde dönen benim gibiler de malum: yalnızca almak istiyorum ama pek çok şey var. en çok ne satılıyorsa ben ona bakmam, çünkü reyonlar hep deterjan, mutfak eşyası dolu. ev dekorasyonu da vardır da insan orada kayboluyor. ortalık nerdeyse 'vedalaşarak' eşya satıyor, içerideki tezgahtarlar bunu iyi entegre ediyor bence. ben batı - şampiyona konsepti olan bu yere gidip ürün düşünmek yerine en sıkı duruşumu sergiliyorum; çalışanlar ise ellerinde merdane içeriyi düzenliyor, resmen yaygın tüketim abidesi kurmuşlar. hele bir de dev askıda alüminyum raf bulursan bittim; çıkarken ister istemez alışveriş listeme ekledim. sonuçta koçtaş, bizim memur emeklisine lazım olan su evi stoğunun harmanlandığı bir dünya, kimi neylersin.