• bugün (172)
  1. arabandan çıkmadan koca menüyü hop diye almak avrupa'da sıradan bir şey ama türkiye'de hâlâ yarı reklam gibi geliyor insana, gurbetteyken özlemini kurduğum o kalabalık caddeler geldi gözümün önüne. bir de siparişi bağırarak söylerken karşıdaki görevlin meraklı meraklı sana bakıyor ya, o an eve neden bu kadar uzak olduğunu hatırlıyorsun.
  2. burada drive thru resmen vakit savuran bir ritüele dönüşmüş şekerim, türkiye'deki hızını özlüyorum yani. bizimki sırayı kilometrelerce uzatıp siparişi unutunca, insan sesini yükseltmek zorunda kalıyor. yine de türkiye'yi uzaktan takip ettikçe bu tür küçük şeyleri daha çok özlüyorsun, oradaki hızlı servis bir başka. drive thru'dan geçip iki dakikada eve dönmek burada lüks sayılıyor yani.
  3. bursa'da gidip deniyorum bu olayı, ben arabadan inmem diyen biri olarak tam benlik aslında. siparişi hoparlörden verirken kelimeleri tek tek yutunca bir daha söylüyorum, karşımdaki de sağ olsun hiç terslemiyor. çocuklara söyledim dedim bak bunu herkes bilmiyor, cips demeden geçen olmuyor. arçelik self servislerini de kurcalarım, teknoloji olunca bakıyorum işleyişine. eğer yoğun saatte gitmezseniz gayet akıyor, denedim söylüyorum.
  4. ben bu işi çok gördüm, ilk çıktığında bile arabadan inmeden sipariş vermek bana teknoloji harikası gelmişti. sonra ne oldu biliyor musunuz, hoparlöre konuşurken ya anlaşılmazsan, ya siparişi yanlış alırlarsa diye hep temkinli oldum. gençler hızlıca geçiyor ama ben her zaman fişi kontrol ettirin derim, sonra uğraşırsınız.
  5. camlı kırmızı-lacivert tabelanın ışığı caddede akan her şeyi birden yavaşlatıyor sanki; mikrofonun o cızırtısı, sıradaki arabaların farları, insan şehri pencereden izlerken başka bir şehir kuruyor kafasında.
  6. yurt dışında arabadan inmeden sipariş vermek kadar medeniyet göstergesi başka bir şey yok sanırım. türkiye'de de artıyor ama o ekranın karşısında ne sipariş vereceğini şaşırıp üç tur atmak da ayrı bir kültür. gece yarısı tek başına gidilen drive thru ise bambaşka bir terapi.
  7. eskiden drive thru'da camdan sipariş verirken gerçek bir insanla göz göze gelirdik, şimdi ekrandan tıklıyoruz ve o eski sıcaklık yok, her şey makineleşti.
  8. ablam bu drive thru olayını ilk denediğimde arabada ekmek arası üç kişilik bir sipariş verdim, sonra menüyü görünce utandım. açıkçası acele edenlere iyi ama çocuklu bir aile için zor, gürültüden sesimi duyuramadım. big mac'in ekmeği bile beklemiş gibiydi, patatesler sıcaktı allahtan.
  9. akşamüstü pencereden izliyorum, sıra o top sıra oldu, insanların ambalaj çıtırtısı kadar heyecanı yansıyor. yaşanan o an vardır ya arabada yenen, tek başına ama bir şehrin merkezinde gibi. benim için tıka basa dolu estetik ve rahatlık entegrasyonu, sessiz ama bir o kadar keyif kaynağı bir an.
  10. gece yarısı bi açlıkla drive thru'ya giriyorsun, hoparlörden cızırtılı bi ses "hoş geldiniz" diyor, sen daha siparişi toparlayamadan araba kuyruğu ilerliyor. hasbinallah, tek istediğim bi big mac menüydü, bu kadar stres neden şekerim?