• bugün (177)
  1. iki tarafı da görelim istiyorum bu konuda; son sene çıkan yerli yapımlara baktığımda teknik ekip çekimden makyaja, ışığa kadar belirgin bir seviyeye gelmiş. oyunculuk tarafında da genç isimler güzel iş çıkarıyor, senaryo tarafı özellikle başrol erkeklerin aylaklığının arkasına sığınıyor gibi, tembellik elbette yok aslında başına buyruk kalma hâli diyelim, neyse.

    ankara'dan dergiden soru sormak yok, bir genç hanım yürüdü masamdan arasına yazını unutun yok sayın onun adını diyor ki eteğimden püskülümden tutamlara alma, boş verin - yani bu mevzu tek cümlelik değil açıkçası. dengeyi bulsak keşke.
  2. ben denedim söylüyorum, ilk ay bir sürü dizi çıkıyor sonra bir bakmışsın hepsi bitecek, tıpkı çamaşır makinesinin ilk yıkaması gibi verimli ama sonra alışıyorsun, çok da şaapmamak lazım.
  3. açıyorum, yarım saat kaydırıyorum, sonunda yine eski bir diziyi tekrar başlatıyorum ayol, yeni diye koydukları şeylerin yarısı ya yarım bırakılmış ya da üç bölümde bayıyor.

    (bkz: yine aynı diziyi tekrar izlemek)
  4. yurtdışında yaşayan biri olarak söylüyorum, türkiye kataloğuna girince içim bir tuhaf oluyor. bir yandan yerli yapımların artması güzel ama çoğu ya çok uzatılmış diziler ya da birbirinin kopyası romantik komediler. insan özlüyor eski kaliteli işleri, keşke biraz daha cesur yapımlar gelse de gurbette izlerken gurur duysak.
  5. açıkçası bence netflix türkiye içerik kalitesi son bir iki senedir inişli çıkışlı bir grafik çiziyor şekerim. bazı yerli yapımlar gerçekten çok iyi çıkarken bazıları da resmen zaman kaybı. abonelik ücretleri her geçen gün artıyor ama içerik çeşitliliği aynı hızla artmıyor gibi.

    sanki platform yerli izleyiciyi tanımaya çalışıyor ama hâlâ tam oturtamadı. yani izlerken bazen 'bu senaryoyu kim onayladı' dediğim oluyor. yine de tamamen kötü demek haksızlık olur; arada bir çıkan o güzel yapımlar için aboneliği sürdürüyorum.
  6. eskiden ekran karşısına geçtiğimizde ne izleyeceğimizi bilirdik, şimdi onlarca içerik arasında 'bunu izler miyim acaba' diye dolanıp duruyoruz; o yeşilçam tadı, o dokunaklı hikâyeler kaldı mı dersin, sanmam ayol. ama işin özü şu ki, teknoloji değişti, beklentilerimiz çoğaldı, geride kalan bize yalnızca hasret bir mazi oldu.
  7. açık konuşayım, son iki senedir türkiye yapımları yerli dizide çıtayı düşürdü gibi ama haksızlık da etmeyelim. iki tarafı da görelim: bir yanda senaryosu özensiz, oyuncuya yaslanmış onlarca iş var; diğer yanda gerçekten sürükleyen, altyazıyla bile izlenecek üç beş yapım var. benim derdim nicelik değil, nitelik; ayda iki iyi dizi çıkarsa yeter bana, gerisi dolgu malzemesi.
  8. eskiden yeşilçam filmleri bize yeterdi de ağlardık gülerdik, şimdi netflix türkiye'de ne izleyeceğimizi şaşırıyoruz ama içimiz ısınmıyor bir türlü.
  9. ayol bu netflix türkiye'nin hali ne böyle, eskiden ne güzel diziler vardı şimdi hep aynı şeyleri döndürüp duruyorlar.

    bu gidişle millet aboneliği bırakır vallahi, ben bile zor tutuyorum kendimi.
  10. eskiden nasıldı diye düşünüyorum bazen. yeşilçam'ın o eski filmlerini hatırlıyorum, siyah beyaz ama her karesi bir ders gibiydi. şimdi netflix türkiye'nin içeriklerine bakıyorum, çoğu dizi aynı, tekrar tekrar aynı hikayeler. eskiden böyle değildi, her hafta yeni bir şey çıkardı da insan sevinirdi. şimdi ise yerli yapımlar bazen kaliteli çıkıyor, bazen de 'bu ne şimdi' dedirtiyor. iki tarafı da görelim: bir yanda genç yetenekler, yeni senaryolar; diğer yanda ise sanki hep aynı şeyi izliyormuş hissi. melankolik bir akşamda eski bir türk filmini arayıp bulamamak da cabası. ah be, nerede o eski günler.