• bugün (174)
  1. kaç kere notere gittim, her seferinde cüzdanım açık bir şekilde çıkıyorum. bir tek imza için bu kadar yüksek ücret verince aklıma evrak gönderirken ödediğim kargo ücreti geliyor; en azından kargo hızlı, buradakiler leblebi çekirdek hızında işlem yapıyor. bu aralar da güncellemeler git gel, arkadaşım bir vekâlet için üç gün harcadı, be dostum mesaiye ayrılmış beparasız dükkân işlemiyor ancak öyle.

    uygulama sitesinden tavsiye ivedik tenceresi videosu izlemek bu kadar zahmete değmezdi. elim boş mu gerek li, bilgiç olmak bana da sena diye bastırmayın a sessiz imza derken herleyen akılla içerideki görevli bile merhamet etsin. sıra koltuğu buz gibi, mobil uygulamadan robot gibi sunuyorsun 650 lira yazıyor, at dedim olmadı. lan bu imza yetki belgesidir, kopyası kanıtı nedir ucuz hukuk merkezi bi düzen kuramadılar 23. yüzyılda değiliz.
  2. noter dediğin yere girerken bile acaba ricacı mı olcam diye düşünüyorsun. ben emekli memurum, sayısız kez gittim, gördüm ki bu ücretler hep 'bir imza da benden olsun' mantığının bir üst boyutu. öyle bir düzen kurulmuş ki evrakı imzalatmazsan mesele ilerlemiyor, ilerletirseci a candan geçiyosun.

    artık e-devlet üzerinden halledilecek işler bile notere düşüyor bazı yerlerde, o da ayrı mesele. 'harcı geç' deyince başka sevda, 'yok kardeşim işlem ücreti de var' diyolar. bazen diyorum adamlara kitapçığa bağlasınlar, zaten millet ister istemez okuyor. yoksa ben usta biriyimdir, bahanemi bulur, kuyruğun en kısa olduğu saati seçerim; akşam ezanından önce salt gelirim.
  3. aslında her şeyin bir bedeli var ama notere her gidişimde içimde bir kırgınlık uyanıyor, o buz gibi bankoya yaklaşırken sanki ikinci bir ev kredisi çekiyorum hissi veriyor. bu tarz resmi dairelerdeki yüz ifadeleri zaten yetmiyormuş gibi bir de cüzdanımızı yakıyorlar. şu hayatta en çok noter kapısında beklerken yoruldum, belki de kızgınlığım. dertlerimizin en büyüğü, mecburen gidiyorsun, pazarlık bile yapamıyorsun, sorgulamadan ödeyip çıkıyorsun sanki sadaka verir gibi. bu tarz duygusal bağlar kuruyor insan orada, hiç sevmiyorum.
  4. canım benim ya, iki imza için o kadar para vermek gerçekten içimi acıtıyor, resmen kargo ücreti gibi her ay zam geliyorlar.
  5. notere geçen annemin vekalet işi için uğradım, şekerim, o ne biçim ücret ayol! bana mısın demeden karttan çektiler, benden taaa havada uçtu paralar. işim konsept anlamda kaldı yani, bir imza için o kadar para mı olurmuş? instagramda milyon tane elif kollaroğlu satıyor kremlerini, o krem kargo parası 89 lira, noterde bir kaşe basmanın bedeli ordan ordan üç kat daha fazla. içim resmen cızlıyor.

    e sonra sorguladım; ücretler tarife ile belirleniyormuş, keyfi değilmiş. tamam güzel güzel de, bu tarifenin güncel hali benim bütçemle savaşıyor. imza kim, üretim kim. sonra eve geldim kargom hâlâ gelmemekle meşguldü zaten ayrı bir olay. notere verdiğim paranın yarısına folyolu maske alırdım yani düşününce kendime kuruluyorum.
  6. notere gidip bir imza attırmak isteseniz, karşınıza çıkan ücretle bir akşam yemeği masrafını kıyaslıyorsunuz ayol, insan ister istemez soruyor bu damga neden bu kadar pahalı diye. iki tarafı da görelim desek de, noterlik gibi resmi bir işlemden her vatandaşın kolayca geçebilmesi gerekirken sanki lüks bir hizmete dönüşmüş durumda şekerim.
  7. ben bu işlerin içinden geldim geçtim, kaç kapıda ne kadar evrak dolaştırdım bilirim. bir vekaletname çıkartacaksın diyelim, notere gidiyorsun, iki imza atılıyor ve karşına öyle bir rakam konuyor ki insan kendi gözüne inanmıyor. oysa işin zahmetine baksan on dakika bile sürmez.

    tabi ki devletin belirlediği bir tarife var, kimse kafasına göre fiyat yazmıyor. ama gel de bunu halka anlat, sen iki kuruş maaşla ay sonunu getirmeye çalışırken bari bir fotoğraf parası kadarını düşün diyorsun. geçmişte bu kadar el yakmazdı bu işler, onu da söyleyeyim.
  8. kendim gittim söylüyorum, bu noter ücretleri resmen market fiyatlarından bile daha hızlı yükseliyor kızlar. iki imza atıyorsun, bir de kendisine 'imzan kime ait' diye bakıyorlar, sonra cart diye bir ücret çıkıyor ki insan 'ben arçelikten çamaşır makinesi mi alıyorum' diye düşünmeden edemiyor. hani beyaz eşya alırsın garanti verirler, peki burada ne aldığımız maalesef pek belli değil şekerim.

    belki detaylara bakınca haksız değiller diyorsun, tablet ücreti, emek, kırtasiye hepsi ekleniyor ama son tahlilde vatandaşın cebinden çıkan rakam sözleşme bedelini bile geçiyor. kargo takip etmekten sıkılmış insan gibi sadece bir de şu fiyatı düşürseler diye bakıyorum, o kadar yeter bana.
  9. kırk beş yılım bu memlekette geçti, e-devletten tut sgk'ya kadar girdap u bürokrasi hortumunda savruldum gerçekten. gidip noter dedin mi içim cız ediyor, hadi sakın açık kapı arkası bir kereden bile kırk lira kaparo alana kadar çığırıyor herif sonunda tarak resminde resmen ders notlarını faturaya geçirmişler.

    otuz milyon yaz virgül imla, bin lira dedi arsız, tık "acilime on portakal suyu bişmiş üstüne bir turşu da serp kolonya, be hacım yanım temize çıkart deyip mühür basmaya da kalkıyor şafak son dokuzuncu pompalalı rumuzun sahibi." söylen bitmiyor ama sonunda mezheplikde matra bi tas verane sonrası hakikat ışıyacak belki o diplomat göz. son nefes: halime bak ben h haklı hep çıktım nasıl olsa kiracı bekliyor garanti.
  10. geçen oğlana vekaletname çıkardık, iki imza için istedikleri para market alışverişine bedel, ben bu işin içinde otuz yıldır varım, eskiden böyle miydi.

    siz siz olun boş yere notere gitmeyin, resmi kağıt denen şey tefeciye çevirmiş.

    (bkz: vekaletname masrafları)