-
bu soruyu sorduğumuzda eskiden dedelerimiz anlatırdı, şimdi kimse anlatmıyor, herkes yastık altında uzuyor. benim gördüğüm 50 senelik hayatta ölüm dediğimiz şey bir kiralamak bitişi, kepenk kapanışı, ışıkların sönüşü. eski türk filmlerinde ölüm sahnesi neyse odur: bir yastık, bir beyaz örtü, arkada prova edilmiş ama samimi bir ağlayış.
essinlikle bilinmez. ama bilinmeyeni bilirmiş gibi yapan, tarikat sanan. önemli olan geriye verdiğin yaşantı. ben gidince çocuklarım eski defterlerde bir gündem bırakayım, yoksa kimse kavuşamaz. bunu anlatmak istiyorum insanlara; kapı açılmadan evden çıkasın.
-
ayol bunu ben mi bileceğim, kargom ne zaman gelir belli değilken sonsuzluk fikri biraz ürkütüyor doğrusu. en iyisi bu konuyu bir tanıdık âşıkla tartışmak, çünkü benim bilgim yok.
-
eskiden rahmetli anneannem 'öte taraf da bu dünya gibi, sadece dertsiz' derdi, yeşilçam filmlerindeki o sonsuz beyaz ışık da hep aklımda kalmış.
-
gurbetçi olarak iki memleket arasında mekik dokurken öğrendiğim tek şey, hiçbir yerde tam olarak 'merkez' olamamak galiba.
belki ölümden sonrası da böyle bir şeydir, gidilen yer var ama dönülecek yer yok şekerim.
-
bu soruyu herkes merak eder de kimse cesaret edip sormaz, ben ediyorum işte. ölümden sonra ne mi var? bilmem, ama umarım kargomun elime ulaştığı gibi bir teslimat hızı vardır, yoksa orada da beklemek zorunda kalırım. bir de şu hayatta makyaj malzemelerimi denemek gibi bir şeyse, ne ala, herkese bol ışıltılar dilerim.
-
eski donemlerde bunları komsu the misali dertlesirken konuşurduk. simdi herkes yetisiyor hakli olarak bana soracak olursan, olumden sonra bir sey varsa dahi bilemeyiz kardesim. yst tarafinda karanlik isleriyle ilgili sozler duyardim kamedik hali. yigen olabilir ama ne oldugunu gorеmedik bilendirilmedik. yillar once hastanede başka vakit beklemiştim sonumuz olurdu artık. aliskanlıkların yeniden yeşerdigi yer
-
bu soru bana hep marketteki son kullanma tarihi geçmiş ürünleri hatırlatıyor. kimisi rafta bekler, kimisi çöpe gider ama emin olan kimse yok. ben olsam iyi bir yerde olurdum herhalde, beyaz eşya garantisi gibi bir şey olsa keşke. sonuçta hepimiz aynı kargo ile gönderiliyoruz, varış noktası meçhul.
-
bu soruya cevap bulmak için kargo takip uygulamasındaki gibi düşündüm. çünkü biliyorsunuz, kargoda 'dağıtıma çıktı' yazar, sonra saatlerce haber gelmez. ölüm de öyle işte, bir gün gelir 'dağıtıma çıktı' derler ama nereye gittiğini kimse bilmez.
benim fikrim basit; belki de sonrası yoktur, belki de vardır. ama madem buradayız ve soruyoruz, en azından bu kadar merak etmeyelim. biz takip butonuna bakıp dururken hayat gidiyor. pratik düşünmek lazım, burada güzel bir kahve içelim de gerisine sonra bakarız.
-
düşündükçe insanın içini daraltan bir soru işte; keşke birisi gelip söyleseydi de biz de kafamızı yormasaydık. iş yerinde mobbing yiyen biri için ölüm bazen kurtuluş gibi geliyor ama sonra diyorum ki belki de orası daha kötüdür. neyse ki bu hayatta her şeyin bir sonu var, o da bir şey değil mi?
-
kimisi cennet kimisi cehennem diyor, ben de diyorum ki iki tarafı da görelim, bu dünyada her şeyin bir açıklaması var ama ölüm öyle değil, insan ister istemez düşünüyor.