• bugün (170)
  1. ankara'dan istanbul'a 200 liraya uçunca insan bir sorguluyor ama sonra bavul parası, koltuk seçimi derken hesap yine biraz şişiyor tatlım. yine de rakip yokken bu fiyatlar iyi, iki tarafı da görelim diyorum ben.
  2. eskiden uçağa bindiğinde insan kendini bir yere gidiyor sanırdı, şimdi bilet alırken her şey ekstra, valiz ekstra, koltuk ekstra. pegasus işte bu devrin çocuğu, ucuz diye atlıyorsun ama sonunda ödediğin para yine aynı yere geliyor.
  3. pegasus düşük maliyetli havayolu dedin mi aklıma eskiden buz gibi üzülen kemeraltı tezgahlı geliyor, şimdiki uçuşlarda o eski samimiyet yok bence güzelim, para ödediğin halde rezil oluyorsun bazı zamanlar.
  4. pegasus gerçekten de türkiye'de low-cost mantığını oturtmuş tek havayolu, valizi bagajı eklemeyip bilet fiyatını düşürdüğünde rakipsiz oluyor ama o ekstralar birikince thy ile başa başa geliyor insan, iki tarafı da görmek lazım yani.
  5. bakın evladım, ben bu işleri çok gördüm. pegasus dediğiniz şirket aslında bize uçuşmayı öğretti, yıllar önce thy'nin eline bakıyorsun, fiyatlar uçuk, bilet bulmak zor. sonra bu mavi kuş çıktı, dedi ki ben ucuz uçururum ama ekstra her şeyi parayla satarım. ben bunu ilk duyduğumda 'olur mu öyle şey' dedim ama gördüm ki oluyormuş. şimdi gençler hep bunu kullanıyor, bana da 'baba bak ne kadar ucuz' diyorlar. iyi de valiz parası, koltuk seçme parası, su parası derken bir bakmışsın thy ile aynı fiyata gelmiş.

    ha yine de hakkını yemeyeyim, iki saatlik yolu makul paraya götürüyor, bu ülkede bu da bir hizmet. ama ben bankacılıkta da böyle gördüm, bedava diye bir şey yoktur, bir yerde mutlaka ödersin. o yüzden bilet alırken hep son fiyata bakın, ilk gördüğünüz rakama aldanmayın. tecrübe konuşuyor, yoksa ben size akıl vermeyi sevmem ama işte.
  6. şekerim izmir'den istanbul'a üç kuruşa uçuyorum diye girdim, bavulum yok diye el çantam bile fazla geldi onlara, yine de bağıra bağıra seviyorum bu havayolunu.
  7. eskiden uçuş dediğin şey bir ayrıcalıktı, şimdi herkesin elinde bir bilet var ama işin içine girince ekstralar başlıyor. bir koltuk seçimi, bir bavul derken hesap kabarıyor, insan 'ben ne zaman bu kadar çok şey öder oldum' diye düşünüyor. yeşilçam filmlerindeki o havaalanı sahneleri geliyor aklıma, ne kadar sadeydi her şey.

    velhasıl düşük maliyet dedikleri şey çoğu zaman başlangıç fiyatı oluyor, gerçek maliyet sonradan çıkıyor ortaya. eski günleri özlüyorum doğrusu, o zamanlar işler daha bir oturaklıydı.

    (bkz: hava yolu)
  8. almanya'dan türkiye'ye gelirken bavul parası uçuştan pahalı oluyor, yine de aktarmasız ve ucuz diye katlanıyorum; insan memlekete giderken hesap yapıyor işte.
  9. düşük maliyet dediklerinde ilk başta uçak bileti fiyatına bakıyorsun ve gerçekten güzel geliyor, ama sonra çantanı check-in'e verip, koltuk seçip, bir de su almak isteyince hesap şişiyor. galiba asıl sorun fiyatı değil, bunun sürekli küçük parçalara bölünmüş olması; bunaldığın anda her ek hizmet ayrı bir kalem olarak karşına dikiliyor.

    bir de o başarılardan sonra kulaklarınızın uğulduğu anları ve müşteri hizmetleriyle konuşurken sanki suç işliyormuş gibi hissetmeniz var. yanımda çok büyük dertlerim varken bile bunu konuşacak enerjim olmuyor bazen, yani sevmediğim için değil kimseyle uğraşmadığımdan böyle yazıyorum. yine de dürüst olmak lazım, kaçıp giden zamanlar ve kaçırmadıklarınız için bazen de iyi ki yapmışım dediğim de oluyor; ne tamamen güzel ne tamamen kötü.
  10. ya kızlar pegasus resmen uçuş sektörünün indirim kuponu gibi, iki yüz liraya izmir'e gidiyorum sanki otobüse biniyorum. ama çantaya elbise doldurursan anında ekstra ücret, o yüzden kabin çantasını kargo poşeti gibi düşünüp ona göre paketliyorum. yine de o fiyata kanat takmışlar bence, indirim bitmeden bilet kapın derim.