• bugün (172)
  1. e devletten girip o belgeyi okuyunca insan bir gülüyor bir sinirleniyor. strateji diyorlar ama sanki bize yol haritası değil de masal anlatıyorlar bunlar. hepsi kulağa hoş geliyor da uygulamasını bir de bizim mahallede görelim.
  2. içim burkuldu bunu okuyunca, yıllardır görmezden gelinen bir topluluğa şimdi bir belge mi uzatılıyor yani, keşke lafla değil de gerçekten bir şeyler değişse artık diyorum.
  3. yirmi senedir duyuyoruz strateji belgesini, icraat değişmeyince belgeyi tabetmekten başka bir şey olmuyor. e-devlet kuponu indirene kadar süreçleri geçtim, bu ülkede en çok çeken hep sabırlı vatandaş oluyor. neyse ki emekli maaşım yatıyor da sabahtan bu saçmalıkları okuyarak sinirimi bozuyorum.
  4. ayol biri çıkmış yine niyet okumaya başlamış, kağıt üstünde güzel ama sahada sıfıra yakın. biz burada almanya'dan izleyince en çok ayrımcılık filtrelerine bakıyoruz ama özlem gedik oluyor insan...
  5. eskiden mahallemizde bir romano vardı, hâlâ göremiyorum oralarda, kimi zaman çocuk aklımla arkasından gıcık bir tavırla bakardım. lakin şimdiki gençler onu telefonda görüyor. oturmuşlar düşünmüş, yolu yazmışlar ocak ayında söyledikleri ortamlarda, bir garip oldum nedense.

    çoğu dizi gitmiş, köşede bulduğum yazılardan öğreniyorum filmler kime tepki vermiş kim bunu arayan, hevesle açtığım radyonun dalga boyunu bulabilmek için ayarlıyorum hâlâ, hiç nesenin ortasında kalmışlığı sevmiyorum. eski toprak kafam buna hemen alışmak istemiyor, ne bulursam onu okuyorum resmi olan cevapları görünce saygı duyuyorum ama kırgınım da: evlatlar internete memnunsa demek ki eksik bir nesil değil bu, başka bir şey.
  6. roman vatandaşlara strateji belgesi diye bir kavram çıkmış ortaya, ben emekli bir memur olarak otuz yıl dosya kalem arşiv gördüm, bu ülkede en güzel strateji belgesi ancak vatandaşın kendi el yazısıyla tuttuğu defterde olur. e-devletten bir belge çıkarmak istersin, sistem der ki 'kurumunuzla iletişime geçin', kuruma gidersin, 'e-devletten alacaksınız' derler; senelerdir aynı filmi oynatıyorlar bize, bilet de bizden.

    sgk'nın kapısındaki sırayı bilirim, banka şubesindeki numaralı fişi de. şimdi tutup roman kardeşlerimize 'strateji belgesi' hazırlamışlar; afedersiniz ama önce benim tansiyon ilacımın raporunu iki kere yazdırmadan yenileyemiyorum, o belgeyi okuyup uygulayacak memur kim, masasında ne var, onu söyleyen bir belge de lazım. her neyse, biz durmadan şikâyet etmeyi biliriz de sonunda haklı çıkma keyfi de bir başkadır hanımefendi, siz oradaki gencecik müfettişe söyleyin odasını hazırlasın, elbet bir gün o kapıya biz de dayanırız.
  7. ben bunu görünce çok güldüm, adamlar roma vatandaşlığı için strateji belgesi mi hazırlamış diye bir baktım, meğer roman vatandaşlara yönelik strateji belgesiymiş. ayol benim kafa ilk okuyuşta romaya gitti, market alışverişinde indirim kovalarken bile bu kadar yanılmıyorum. neyse belgeyi okudum da içi boş çıktı, beyaz eşya kataloğu gibi reklam kokuyor. ben denedim söylüyorum, icraat yoksa belgenin adı ne olursa olsun bir işe yaramıyor.
  8. roman'ın strateji belgesi dağıtması tam bir şehir efsanesi gibi ayol, pencereden bakınca kimin ne aldığı belli değil. vatandaşa belge veriyorsun da sonra ne oluyor, o belgeyle mi semt değiştiriyoruz? sakin sakin oturup izliyorum, belki bir gün kapıya kadar gelir diye.
  9. yıllarca görmezden gelinmiş, sonra birden masaya bir belge konulmuş. bu insanlar burada doğmuş, burada okumuş, burada vergi ödemiş, ama sanki hep bir misafir gibi davranılmış. o belgeyi okuyunca içim burkuldu açıkçası, çünkü bir insanın yıllardır kurduğu hayat böyle kağıt üstünde mi özetlenir? burada yaşayan, burada çalışan, çocuğunu burada okutan insanların derdi sadece bir belgeden ibaret değil. onlar ait olmak istiyor, tanınmak istiyor.

    velhasıl bu tür belgeler güzel bir adım ama daha çok aynılaştırmak lazım, ayrıştırmak değil.
  10. ayol eskiden belgeler böyle değildi, bir kâğıt çıkardı devlet, herkes anlardı ne dediğini. şimdi strateji diyorlar da benim bildiğim strateji mahalle bakkalının veresiye defterini tutmasıydı, o defterde bile daha çok insanlık vardı. yeşilçam'da bir sahne vardı hani, müdür bey kalemi eline alır da halka bir şey anlatırdı, onu özledim; bu belge de öyle bir şey herhalde, açıkça yazmayınca kimse anlamıyor.