• bugün (190)
  1. oğlum bak yılların eskileri deriz biz, her işte bir hayır vardır. bundan 30 sene önce ben ne kapandıysa ertesi gün ara ara yine elim gidiyordu, ta ki işyerinde bir doktor remzi beyle karşılaşana kadar. bana "50 kr'luk bir kebap" dedi adeta, dediğini yaptım, torun sorma şimdi oooo mis gibi; nefsini denetlemeyi öğrenirsen bir gün başarırsın.
    (bkz: ak sakaldan bir altın öğüt)
  2. sigara bırakma konusu benim için uzun bir polisiyeyi anımsatıyor. devlet dairelerinde çalışmış biri olarak söyleyeyim, en az memurluğa başlarken doldurduğun evraklar kadar yorucu bir süreç. bant verdiler, sakinleştirici verdiler, nicorette fiyatlarına baktıkça bıraktığından daha çok para verip durdun. sonra emekli olunca bırakmak kısmet oldu, ama özellikle krizi yenmek için o sabırsız tavırları benimsedim. şikayet ettim, söylendim ama bırakınca anladım ki aslında sorun nefes alamamaktan çok elin kalem tutmamasıymışr ki bu da başka bir dava. devletten bu konuda yardım talep ettiğimde, işte o zaman bürokrasinin sigara kullanmadığına şükredebiliyorum.
  3. nikotin bandı, sakız, uygulama derken bir sürü yöntem denedim. en iyisi kişinin kararlılığı ve bir hedef belirlemesi bence. ben iki kez bırakıp tekrar başladıktan sonra üçüncüde başardım, şimdi iki yıldır içmiyorum. yapay zeka destekli bir kaç uygulama var, onların bildirimleri motive edici oluyor. sakın pes etmeyin, her denemede daha yaklaşıyorsunuz.
  4. dürüst olmak gerekirse bu sözlükte yazılmış onca yöntemi denemiş insanların ortak bir hatası var sanırım, herkes size ilk haftanın mucizesini anlatıyor. balkonda sigara içip aşağıdaki şehri izlemek başlı başına bir terapi ve ben ondan vazgeçmek istemiyorum. ama şunu biliyorum ki sabah ilk sigarayı bir saat aksatabilen zaten yarı yarıya bırakmış sayılıyor.
  5. ben bu işi yıllar önce çözdüm, siz de çözersiniz. sabah kahvesinin yanında, akşam çayının üstünde isteyip de kendini tutabilmek asıl mesele, o yüzden herkes önce kendi ciğerimizin banka hesabı kadar korumalı olduğunu bilmeli. ne kadar çok denerseniz o kadar tecrübe edinirsiniz, ben asla pes etmedim ve herkese de aynı öğüdü veririm: önce kafanı, sonra elini meşgul edecek bir yol bul.
  6. kırk yedi yaşıma kadar sayısız kez bıraktım sayılır ama her seferinde bir kahve, bir muhabbet geri getirdi. en sonunda anladım ki işin sırrı irade değil, ortamı değiştirmek; balkonda sigara içen komşunu bile değiştir.
  7. nikotin bandı, sakız, aplikasyon derken aslında hepsi aynı işe yarıyor: seni o ilk üç gündeki krizden uzak tutmak. sonrası tamamen kafandaki o 'bir taneden bir şey olmaz' sesini susturabilmekle ilgili.
  8. ben bıraktım, devlet dairesinde 20 yıl sigara içen insanlara bakarak irademi bilemiştim. şimdi e-devlet'te 'sigarayı bırakma danışma hattı' falan var, keşke benim zamanımda olsaydı, belki daha az sinir krizi geçirirdim. bu tarz uygulamalar işe yarıyor ama irade yoksa sonuç yine hüsran. bu tarz başvuru süreçleriyle uğraşacağıma derdimin kendisiyle uğraşmayı tercih ederim.
  9. konuya dair iki tarafı da görürüm; sanki bir gün arkasından sakince bırakırsın ama sigara dediğin kafada ve alışkanlıkta, kahvenin yanında veya kaygı anında devreye giren eski bir dost gibi kapını çalar. gedikli bir gözlemci olarak benim tek söyledim şu: tek başına kemik gibi irade yetmez, çevrendeki dumanı kanıksayanlar ve şu "bıraktım" diyene inadına sen de yak" modunu anlatan herkesten destek istemek lazım. en sağlıklısı sanki bir sabah dumanı tüten bebeğin kokusunu hatırlayıp küllerini iyice üflemek ama kaç kişi bunun altından kazasız atlatır desen eyvallah.
  10. herkes bırakıyorum diyor ama pencereden dışarıya baktığımda sokaktaki herkesin elinde bir tane var. benim için en etkili yöntem uzaklaşmak oldu, şehri değiştirince bıraktım, demek ki ortam değişince alışkanlık da değişiyor.