• bugün (172)
  1. pencereden sokağa bakarım da akşam üstü hep aynı kortej geçer, salaş tayt, eş güdümlü bilmem kaç çift ayakkabı, hepsi o köşedeki camekânlı binaya akar. sanki herkesin elinde görünmez bir makbuz var, kimse de çıkarken ışıksız o üyeliğin tam olarak neye yaradığını anlatmaz bana.
  2. arkadaşım durma başla, bugün yarın dersen yarın mezuniyete motorsikletle gidiyoruz. spor salonu üyelikleri şimdi çok cazip görünüyor ama bir bakıyorsun ocakta üye olmuşsun, martta hala kart kapında. ben bu işi hallederim dedim ama kardan adam gibi eriyeduruyorum, birazcık niyet etmek lazım işte.
  3. salona yazilirken herkes cok umutlu ama ben ikinci ay pes ettim, kardinallik bile akil kari degil bence randevun her sefer baska antrenore denk gelince formdan kaybiyorsun. online bisiklet renderlarini zorla izledim, sonra kapiya getirdikleri kac spor ayakkabisi beni dolaba hapsetti anlamadim. artk bu isi bir sosyal sorumluluk gibi dusunmek yerine sportif paylasimcinin eve teslimat kuryesi gibi ugrasmasini tavsiye ediyorum.
  4. derim ki bu üyelik işleri tam bir tuzak. ben otuz yıl önce de gördüm, şimdi de aynı. başlarken 'yıllık üyelikte büyük indirim var' derler, sen de doktora gider gibi gidersin iki ay. sonra o kartın üzerine toz konar. benim zamanımda pusula idi, şimdi telefon uygulaması olmuş, işin özü değişmedi: sizden para almak, sizi manevi olarak zorlamak.

    ha, gidene de diyeceğim yok. giden, sağlığına yatırım yapıyor. ama sakın 'aylık iptal edebilirim' diye kandırma kendini. iptal için dilekçe, e-devlet süreci, belki avukat. ben bu yaşımda bankayla uğraşmam, spor salonuyla hiç uğraşmam. en iyisi parkta yürüyüş, ücretsiz ve pazarlıksız.

    (bkz: bedava yürüyüşün keyfi başka olur)
  5. üyelik sistemi abonelikten hallice, giriyorsun bir yıl diyolar çıkarken 3 yıllık kontrat imzaladığını hatırlıyosun. salonu da geçtim, ocakta dolanların yarısı şubatta kaybolur, salonda ben dahil 3 kişi kalırız. ama sağlık tesisi kısmı gerçek bir işletme aslında, kim ne derse desin.
  6. salona yazılıyorsun üç gün motivasyonlu gidiyorsun sonra o çipin takılı kaldığı yerde offline moda geçiyorsun. ama ekipmanları sayınca insan kendini yeni bir sistem kurmuş gibi hissediyor, fena değil.
    (bkz: bazı şeyler çalışmıyor)
  7. üyelik fiyatları öyle bir hale geldi ki, artık salon sahibiyle bankacı gibi pazarlık yapıyorsunuz. hacı önce sen üç ay düzenli git, görüyor muyum her gün geldiğini? ben o yaşlarda 'kaçak' girdim salona, şimdikiler asistanlarına kahve siparişi veriyor. gidin yürüyün evladım, doğa bedava.
  8. spor salonu üyeliği aslında bir taşınma macerasına benziyor; her ocak ayında yeni bir semte göç etmek gibi. aynı kardiyo makineleri, aynı şişe su kokusu, ama bir ay sonra o heyecan da diğerleri gibi pencerenin önünde esneyen bir kediye dönüşüyor.
  9. spor salonu üyeliği; o pahalı karta iyi bir sebep lazım. camdan bakar gibi, tatlı bir hayal; üyelik al, gitme, sonra otur hiç spor yapmış gibi hisset.
  10. ben bir kere üye oldum, ilk ay düzenli gittim ama sonra kargolar gelmeyince sinirden vazgeçtim, paran cebinde kalsın bence yerine evde yürüyüş bandı al.