• bugün (184)
  1. abd başkanı yine grönland'ı satın almaktan bahsetmiş, danimarka da yine nazikçe reddetmiş. eskiden devlet adamları harita karşısında kasaba kavgası yapar gibi tartışmazdı, telefondan bile buz gibi olurdu böyle mevzular. şimdi herkes bir ada peşinde, yakında buzdolabı poşetiyle gezmiş deriz bunlara bakınca.
  2. ay şekerim grönland'i almak mı, online sepete atıp kargo bedava olsun demek gibi bir şey işte. adamın kozmetik takıntısı maşallah ırmağı geçiveriyor, bize de gülmek kalıyor bu sevimli saçmalığa.
  3. değerli sözlük yazarları, geçen sene n11 üzerinden bir çamaşır makinesi aldım. satıcı 'türkiye'nin en güvenilir mağazası' falan yazmış, o hava verdikçe benim de ağzım açık kalmıştı. kutuyu açtım, makinenin kapağı kırık geldi a hödüklerim, sonra hemen fotoğraflayıp iade talebi açtım. gelen cevap: 'ürün hasar görüntüsünü kargo şirketinden tutanakla alınız.' kargocudan tutanak istedim sanırsın daktilo istedim, ikna edene kadar dünya kadar ıspanak yorulmuş.

    non-üçüncülün güvenilirliği kavrdıbının bendeki karşılığı net: e-devlet'te bir kayda bakıp 'iyi kardeş, maden devlet elinle' demekle aynı. n11'de satıcı güvenilir mi diye soran arkadaşa diyeceğim; önce ürünün faturasını sabırla başka tab düşerim bari birlikte aklı silip benim tavsiye, şu: en pahalı değil en şikayetçili satıcıya bir bakma num hanım, sipariş telefonla onai di süs de silkele. sgk bağkurlumdan başarı falan yok. bari bir duur eyvallah gide otturalım benim türküm, rapor da kardır seyikır. bol düşünce metini, satıcı aynen git a mısırı iadeye yolla borcum yok.
  4. gurbette yaşayan biri olarak şunu söyleyeyim, biz burada bir ülkenin toprak bütünlüğü lafını duyunca irkiliyoruz ama abd için grönland meselesi bambaşka bir boyutta ilerliyor. adam resmen alışveriş sepetine ekler gibi ada beğeniyor, satın alma niyeti belli de pazarlık kısmı muamma.

    grönland buzulunun altındaki kaynaklar ve kuzey deniz yolları orta vadede dünya ticaretini şekillendirecek. öyle ki yıllar sonra dönüp baktığımızda bu kriz, bugünün iklim tartışmalarından çok daha net hatırlanacak.
  5. hollanda'da ev arkadaşım grönland'a gitmek istiyordu, trump alır diye vazgeçti; bizi uzaktan izlemek zor, orada bir marketin rafına bakıp hollanda'yı özlüyorum bazen.
  6. almanya'dan şehir içi ulaşım ve kira derdini anlatan bir video gibi, koca bir ülkenin buz tutmuş adaya yatırım hevesini şaşkınlıkla okuyorum.
  7. pencereden dışarı bakıp düşünüyorum da bu ısrar buz gibi bir yeri sıcak satmaya çalışmak gibi. grönland sessiz sakin dururken birileri onu haritada ısıtıp duruyor işte.
  8. ben bu yaşa geldim, devletlerin böyle alışverişe kalkıştığını ilk kez görüyorum; adam ada satın almaktan bahsediyor, karşısındaki ülke de tabii ki vermiyor.

    bakın gençler, dünya sahnesi borsa gibi değil, her hamlenin bir maliyeti vardır.

    (bkz: jeopolitik gerilim)
  9. trump'ın grönland üzerindeki ısrarı izlerken insan ister istemez pencereden dışarı bakıyor. devasa, buzla örtülü bir kara parçasının alınır satılır bir arsa gibi konuşulması tuhaf; sanki ülkeler üretilmiş hikâyelerin arkasında eriyip giden topraklara dönüşüyor. bir yanda yükselen deniz seviyeleri, bir yanda haritalardaki renklerin peşinde koşan bir adam.

    bu apaçık alın dilen
  10. görünce insanın aklına 'benim bu adayla ne işim var' sorusu geliyor, çünkü dünyada çözülecek ne sıkıntılar varken aklı bir adaya takılmış gibi. ne diyeyim, bir de ben bir kere konuşup sustum, arkası hiç gelmedi, kimseyi yeniden çağırmaya da niyetim yok.