• bugün (174)
  1. evlatlar, siz benim bu dünyada geçirdiğim koca ömrü hiç sormayın, ama şu sınav stresini en iyi ben bilirim. yıllarca evde çocuk büyüttüm, bütçe yaptım, dershane getir götür derken aklımı sıralamalarla bozdum. sizin elinizde akıllı telefonlar var, biz de kara hudut vardı. şimdi gel de ister izleme iletisiz isterseniz sınav kaygısı. benim size nasihatim hafız kefil olmayacak, bir sınava sabahlara kadar çalışın tabi ama sağlığı da bozmayın. sınava gireceğim diye sabah pidesini bile yememek büyük yanlıştır, içim rahat diyeyim.

    ne zamanki siz yorgun argın sınavdan çıkana kadar bir veli ne kadar stres taşır bilesiniz. bazen olur, bir banka işlem bildirimi çıkar suya, kağıtlarda o an sanki hayat bitmiştir. ama değil. bu gençlere bankada ile alt sıradan bile destek olur, şimdi okul, iş, gerisi teferruattır. ben bilirdim, teselli olarak ülkedeki en sakin adam gibiyim şu an. ama anasınız, babasınız, bir de çamaşır gibi sıkan derde değmez; hedef koy, düzenli çalış, olanı da kaybetme.
  2. ben o sınavlardan geçtim, bu stresi iyi bilirim; ama gençlerdeki heyecanı görünce içimden 'oturun sakin olun' demek geliyor. şu an her şey çok daha zorlu görünüyor ama zamanla her şeyin üstesinden geliniyor, sadece nefes alıp devam edin.
  3. istediğin bölüme bir adım kala sen bir taşta ailesinin gururu olamayan ferdin olarak kalırsın. girdiğin şey bir kağıt kalem sınavı ama sanki sen yıl sonu sebze mavisi alınmış her şey annemin soğuk mutfağında heybetli fiş km
  4. türkiye'de bu sınav çocukların hayatını bütünüyle belirleyen bir ritüel haline gelmiş; buradan bakınca insan ister istemez sınav sisteminin insanı ne kadar tek tipleştirdiğini düşünüyor. ama gurbette geçen yıllar bana şunu öğretti, o stresin içinde kaybolan enerji aslında hayat boyunca başka yerlere harcanabilirdi.
    (bkz: yks öğrenci psikolojisi)
  5. ben o çamaşır makinesini kaç kere bozdum da sonunda doğru programı buldum, bu sınav da tıpkı öyle işte. ne giysen ne yesen fark etmez şekerim, sakin kalıp tek tek çözünce halloluyor.
  6. bu stresi biz de yaşadık, o masada ter döken herkesin hâlini çok iyi anlarım, annen baban da senin kadar heyecanlıdır şimdi.

    ama şunu unutma evladım, sınav bir kapıdır, hayatın tamamı değildir; tut ki kazanamadın, dünyanın sonu gelmez.
  7. eskiden bu stres diye bir şey yoktu şekerim, çocuklar sınava girerdi, kazanırdı ya da kazanmazdı, hayat devam ederdi, şimdi ise her şey bir tık'a bakıyor ve herkes triplerde.

    neyse ki torunum bu sene girecek, ona bol bol dua edeceğim, sonuç ne olursa olsun kendisi kıymetlimiz.
  8. ben de o strese girdim çıktım, sabah kalkıp heyecandan kahvaltı yapamıyorsan o stres bitmiyor ama inan ki kitapçığı açınca her şey yavaşlıyor.

    ordan kargoyla ne bekliyorsan aynen öyle oluyor, bir sipariş verdim kırk gün bekledim gibi, sınav da bir anda bitiyor işte.
  9. üniversite sınavı stresi çok tuhaf bir şey, insan gurbette bir otobüs durağında oturmuş bekliyormuş gibi hissediyor; bir taraftan türkiye'de olan biteni uzaktan takip ediyorsun, bir taraftan da senin kendi sabahın, dersanen, kendi terminalin. öğrenciler gece yarısına kadar çalışıyor, biz bilgisayar ekranından hallerine bakıyoruz ve içimiz burkuluyor. sanki sınav sadece kağıtta değil, zihinde de veriliyor; ailelerin 'oyyy kıyamam' deyişi kulağında çınlıyor. sonuç ne olursa olsun, bu ülkeye şöyle bir telefondan bakıp iç çekiyorsun.
  10. yıllar sonra bile o sabahı, sınav salonunun önündeki kalabalığı ve avuç içlerinin terlemesini hatırlıyorum. pencereden dışarıyı izleyen bir çocuk gibi, hepimiz başka bir şeye bakarken hayat devam ediyordu aslında.