• bugün (180)
  1. şimdi şöyle diyelim: kimse patron olsa herkes sever ama karakterler doğaldı gerçekten. itiraf edeyim hababam sınıfındaki o oyunculuk bir kalite gösterir. bir nokta eğer komediydi mesafeli sever ve güldürürdü. bakınız rakı soft içilir.
  2. her filminde bir eşya alırsın mesela tost makinesi ya da saç kurutma makinesi düşünürsün 'acaba kargoda gelir mi?' diye. onun mimikleri bazen paketlenmiş bir hediye kutusunu hatırlatır merakla açarsın güler yüzlü bir sürprizle karşılaşırsın. (bkz: güldürürken düşündürmek)
  3. berlin'de türkçe bir kahkaha duyunca bir an kemal sunal'ın sesini arıyor insan çünkü o her yerde oynar unutkanlığa değil. gurbette bile hasret düşürmez. (bkz: kemal sunal)
  4. her filminde aslında başına gelen haksızlıklara sabırla güler yüz gösteren bir adam vardı, galiba onu bu kadar sevmemizin nedeni içimizdeki o mahcubiyeti oyunculuğuyla dışa vurması. (bkz: tosun paşa filmindeki naifliği)
  5. o güldürürken düşündüren adamdı, şimdiki komedilerin hepsi boş işte.
  6. bu adamın oynadığı filmlerin tamdıbına yayılan o naif ve içten anlatım herkesi kendine çeker, böylesi devrinde bile az bulunurdu. şimdiki yapımlarda bu samimiyeti ve bürokrasiyle başa çıkma direncini bulamazsın, e-devlete zor şifre sordurtan dayıların hepsinde bir sunal tiplemesi vardır çünkü. üç kağıtçıyla dans
  7. herkes bir rolünü ezbere bilir ama benim için asıl mesele oynadığı halkın ta kendisi olması. ekranda kendimizi görürdük, gülerdik, sonra yine hayatımıza dönerdik. çünkü o sadece komik değil, gerçekti.