-
buralarda türk filmi izlemek ayrı bir hüzün. eski yeşilçam karakterleri samimiydi, şimdinin dijital prodüksiyonları o sıcaklığı veremiyor. uzaktan izlemesi bile insanı alıp götürüyor, özlem var içimde.
-
yeşilçam anıları var ya, şimdi trend o. instagram feed'inde görüp beğendim ama teslimat süresi 1-2 gün olmalı, ben sabredemem böyle nostalji tez canlı benim için.
-
eski filmleri izlerken insanın içi ısınıyor, çünkü o sahnelerdeki samimiyet artık yok. herkes 'eskiye özlem' diyor ama ben diyorum ki, o filmlerdeki hayatlar bizim hayatlarımızdı. şimdiki dizilerde ne o sıcaklık var ne de o gerçeklik, sadece bir koşuşturma.
(bkz:
eski türk filmleri)
-
izmir'de perdeye ilk gittiğimde hüngür hüngür ağlamıştım; sahne bitti sanırdım, meğer hikaye yeni başlıyormuş. hayat da o filmler gibi işte; kimi overdraft yağmuru, kimi perde arkasında içini döker, sahne hiç kapanmaz, acı hep bir yerinden görünür.
-
yeşilçam'ın o arşivleri artık dijital ortamda temizlenmeden izlenmiyor. bir film açıyorsun, görüntü grenli, ses dengesiz, renkler akmış. bizim nesil için bu 'retro' ama gerçekten izleyenin içi acıyor. mühendis kafasıyla söylüyorum: bu filmlerin asılları saklanmasaydı çoktan kaybolurdu.
ayrıca hikayelerin geneli tek konu değil. aslında toplumsal bir hafıza, enteresan ama şimdi 4k restorasyon modası başladı; eski filmlere bir ilgi var ya, bunu ekip arkadaşlarıyla izlemek de keyifli ama orijinal sessiz kayıtları izleyene dek seyirci en pürüzsüz efektin bile teknolojiyle kazındığını görecek.
(bkz:
sinema işlerinde emektarlar) [hafif sapma oldu ama ne yapalım]
-
yeşilçam denince akan sular durur canım, o siyah beyaz filmlerin nostaljisi bugün hiçbir dijital platformda yok.
-
bir yandan o eski filmlerin samimiyeti insanı sarıyor ama kabul etmek gerekir ki çoğu filmin tekniği de dönemine göre bile epey zayıftı, iki tarafa da bakınca nostalji ağır basıyor.
-
şu filmleri bugün dijital platformda izlerken görüntü kalitesindeki o grain bile nostaljik geliyor, restorasyon işleri ise kitap gibi incelenesi. birkaç sahnenin kurgu ritmi bugünkü dizilere taş çıkarır düzeyde, teknik detaycılar için tam bir hazine.
-
yeşilçam anıları denince insanın içi bir tuhaf oluyor, hele buradan uzaktan bakınca.
almanya'da akşamları televizyonu açıyorum, eski türk filmleri çıkıyor, o sesler o yüzler bir başka. hollanda'daki komşuma anlatıyorum, o da "bizim filmlerde böyle duygu yok" diyor. bu tarz nostalji, gurbette daha ağır geliyor insana, bakınız içi yeşilçam melodramları.
-
yeşilçam filmlerini izlerken o eski emekli maaşı günlerini hatırlıyorum, ah ne günlerdi; şimdi kanalları zapping yaparken bile reklam arasında eski bir sahne çıkınca oturup kalıyorum, gerçi o zamanlar da bürokrasi canımızı çıkarırdı ama filmler sahiydi.