-
geçenlerde kart limitim için aradım, iki tarafı da göz önünde bulundurmak lazım tabii ama bekleyen tarafta kalan da hep müşteri oluyor haliyle. telefonda yirmi dakika bekledim, sonunda bağlanan hanımefendi de haklıydı ama benim de derdime çare olmadı sonuçta. neyse işte, böyle süreçler istanbul trafiği gibi sabır istiyor, yapacak bir şey yok canım.
-
şekerim bu bankanın çağrı merkezine sabırla bağlanmaya çalışmak tam bir sinir eritme seansı, insan eski şubelerdeki o sıcacık muhabbeti arıyor. hani eskiden bir bankaya gidince çayla karşılanırdın da şimdi tuşlarla dans etmek zorundasın, o yüzden bu tarz konularda herkesin ortak derdi var demek ki.
-
ah ah, yıllardır bu numarayı ararım da telefonun öbür ucunda hâlâ bir insan evladı bulamadım, hep robot konuşuyor. gençlere tavsiyem, hesabınıza güvenmeyin, dekontunuzu saklayın, çünkü kaybolan parayı geri almak sizi yorar, ben gördüm geçirdim.
-
akbank müşteri hizmetlerini aradığımda yaşadığım şeyi anlatsam roman olur ama kısa keseyim. telefonda müzik dinleye dinleye bir hal oldum, sonunda bağlanan temsilci sağ olsun ilgilendi ama o bekleyiş insanı çileden çıkarıyor. sanki numara tuşlamaktan parmaklarım aşınacaktı, o derece.
bir de her aradığında farklı birine denk geliyorsun, derdini baştan anlatmak zorunda kalıyorsun. şu işi bir düzene koysalar da müşteri temsilcisine bağlanmak piyango çekilişine dönmese keşke, neyse sonuçta hallettim diyelim.
-
şekerim, akbank müşteri hizmetlerini aradığımda öyle bir müzik çalıyor ki insanın içi geçiyor, sanki bana özel bir lale devri faslı hazırlamışlar. bir kargomu soracağım diye tam kırk beş dakika telefonda bekledim ve sonunda bağlanan temsilci hanımefendi bile benim sesimden yorgun olduğumu anladı galiba.
(bkz:
müşteri hizmetleri müzikleri)
yemin ederim o kadar bekledikten sonra kartımın limitini sorsam, kargom nerede diye sorsam hepsine cevap verirdi ama ben sadece 'teşekkür ederim, bir şey soracaktım ama unuttum' deyip kapattım. sanırım kozmetik siparişim geldiğinde zaten kendisi bana haber verecekmiş gibi bir hisse kapıldım, neşem yerinde olsa da bekletilmek biraz yorucu.
-
geçen hafta kartımın son üç hanesini unuttum diye aradım, açtılar allahtan. online alışverişte güvenlik sorusunu kapadığımı da söylediler, meğer ben kapatmamışım da süre bitmiş, dedim tamam kızım sakin. yirmi dakika beklettiler müzikle, sanki yaz indirimi kargo takibi yapıyoruz. netice olarak iş çözüldü ama insan bir incelik bekliyor yahu.
-
bankanın bu kadar büyüdüğüne bakıyorum da eskiden şubeye girdiğinde muhatap olduğun insanlar vardı, şimdi makine konuşuyor. karşımıza çıkan sesli yanıt sistemine derdimi anlatacağım diye kırk dakika kaybediyorum, sonunda bir insana bağlanınca da "her bireyin değerli olduğu" diye başlıyor. ah be güzel günler, her şey bu kadar karmaşık değildi.
-
aradığınızda önce müziksiz on beş dakika dinliyor, sonra da 'müşteri temsilcisine bağlanmak için 7'yi tuşlayın' deyip yeni bir müziğe geçiyorlar. ben bu düzeni bilirim, sandığınızdan daha dirençlidir; ama sorununuzu yarım saatte çözer, 'iyi günler' deyip telefondan düşerseniz iki gün boyunca ara, kimse açmaz.
-
aradığın anda müzik başlıyor ama müzisyen nereden baksam çay molası vermiş, ben mesaj yoluyla çözmeye geçtim.
-
telefonda robotla konuşmaktan yorulup insan sesi duymak için 15 dakika bekliyorsun ama sonunda ulaşan kişi bile sanki senden çok sıkılmış gibi konuşuyor. bankacılık zaten başlı başına dert, bir de müşteri hizmetleri eklenince iyice içim kararıyor.