• bugün (156)
  1. müşteri hizmetlerini arayınca size yardımcı olmaktan mutluluk duyduklarını söyleyen ama asla geri dönmeyen bir sistemleri var. ben bir beyaz eşya için aramıştım, iki haftadır ses yok, demek ki mutlulukları bizimle sınırlı.
  2. iki tarafı da dinlemek lazım açıkçası, ben bauhaus'tan aldığım üründe sorun yaşadım ama müşteri hizmetleri beklentimin üzerinde ilgilendi; kimisi kötü der kimisi iyi, bence şubeden şubeye değişen bir durum, online destekten ziyade yüz yüze çözmek daha garantili.
  3. hangi raf hangi ürün diye gezinirken telefona sarılıp dert anlatmak başlı başına bir macera. bizim mahalledeki ustanın bile söylediği gibi, her ihtimali kafanda kuruyorsan mağazaya gitmek her zaman daha kestirme.
  4. alışveriş güzel de, bir sorun olduğunda müşteri hizmetlerine ulaşmak eski mahalle bakkalının kapısını çalmaya benzemez artık, öyle ince düşünmüyorlar. her şey kayıt altında, her şey mesajlaşma uygulamalarında, bizim zamanımızda bir el sıkışma yeterdi.
  5. online alışverişte bir kargo macerasıdır gidiyor, bir bant, bir çivi verecekler amma velakin sorun bitmiyor istanbul'dan. müşteri hizmetlerini arıyorum nazikler şekerim, ama pek anlamıyorlar, ben mi çok detaya giriyorum bilemedim. izmir'deki şubesine gitsem belki çözülürdü.
  6. iki tarafı da görmeye çalışalım, bazen muhatap bulmak gerçekten zor olabiliyor, hele ki iade süreçlerinde. diğer yandan bazı çalışanlar yardımcı olmak için elinden geleni yapıyor, bu da tabii ki şirketin genel notunu biraz yukarı çekiyor. sonuçta her kurumda iyi kötü deneyim olabiliyor ama buradaki asıl iş, süreçlerin standart ve sakin işlemesinde.
    (bkz: iade süreçleri)
  7. aradığın anda karşına çıkan robot bile senin derdini anlamıyorsa o zaman 'çok yardımcı oldular' cümlesi martı çığlığına benziyor. ben o ahşap boyalarını rafına kadar gördüm de montaj kdv'si çıkana kadar dünya kaç tur attı sayamadım.
  8. kızlar dün bauhaus'tan bir şey aldım ve müşteri hizmetlerini ararken tam bir dizi izlemiş gibi oldum, döndüm dolaştım en sonunda çözdüm. ama işte böyle şeyler insanı yıpratıyor, bir de bana o kadar çok form doldurttular ki sanırsın bauhaus değil devlet dairesi. iyi bari personel sonunda tatlıydı, gülüşümüz boldu ve kargo takip de izledik.
  9. efendim, tanıdık geldi mi hayır gelmedi tabii bauhaus denen devasa, karınca gibi ürüne dolu yeri arıyorsunuz arıyorsunuz bir türlü telesekretere düşüyor. sanki sabahleyin teşekkür ede ede bir numaralı hollandaya bağlanıyorsunuz. sgk, e-devlet derken alıştım artık, arka fonda çalan o kırık nağmeye bile acıyacağım gelmiyor, elle tutmuyorsun ki.

    işin içine şikayette bulununca hani bir başvuru dizlimi bizim en sevdiğimiz olsa da, ulaşarak meşgûliyet veriyorum. sosyal tarafı şaaliyor, sağır bir stile de değil güya bimer'ah ama marşımız lazım. çilingir eskidendi diyet kulgede dediğim olsa da, karşıdaki senle konuşsun e tayfun iste verdiyse ben değillim anladın mı.
  10. valla ben arçelik-beko tecrübelerimden sonra bauhaus'a da bir şans verdim ama şekerim o ne öyle, sanki ben değil de onlar müşteri. bir kere aradım, karşımdaki ses tonu 'sen kimsin' der gibiydi, kargo takip eder gibi saatlerce bekledim.