• bugün (164)
  1. her şeyin teslimat süresi var da bunun yok, sipariş ver-gelecek modeli çalışmıyor ne yazık ki. uygulamadan takip edeyim desem günlerce 'hazırlanıyor' yazar gibi sabrediyoruz işte.
  2. berlin'deki türk komşularım sürekli soruyor, 'siz ne zaman düşünüyorsunuz' diye. hollanda'daki arkadaşlarım ise çocuk meselesini bir lojistik planlama gibi konuşuyor, kreş sırası, ebeveyn izni, sosyal yardım. türkiye'deki akrabalara kalırsa çocuk kendi kendine büyüyor, köydeki gibi salıver gitsin.

    yurtdışında çocuk yapmak ayrı bir hesap kitap. memlekettekilerse tam tersi, çubuk kraker ve simitle büyüyor, sonra da 'nazar değdi' deniyor. iki dünya arasında mekik dokurken hangi gerçek doğru ben de bilmiyorum. özlemle ve biraz da mesafeli bir kafa karışıklığıyla izliyorum herkesi.
  3. bakın ben denedim söylüyorum, çocuk yapmak öyle instagram'da gördüğünüz gibi cicili bicili bir iş değil.

    en basitinden her akşam marketin yolunu tutuyorsunuz, ben hesabını tuttum, evin elektrik faturası bir arçelik reklamı kadar tutuyor.
  4. çocuk yapmak, dışarıdan bakınca ne kadar da masum bir cümle. pencereden mahalleyi izlerken görüyorum; anneler parkta peşinde koşuyor, babalar omuzda taşıyor, evin içindeki gürültü hiç bitmiyor. bir canlıyı hayata getirmek, sonra da ömür boyu onun sorumluluğunu taşımak öyle pıt diye olacak iş değil. severken tükenmek de var işin içinde, uykusuz geceler de.

    kırmızı ışıkta duran bir arabada arka koltukta uyuyan bebek görünce içim bir tuhaf oluyor ama ben hâlâ camdan bakmayı seçiyorum. belki de en zoru, istemekle istememek arasında sallanıp durmak.

    (bkz: ebeveyn olmak)
  5. şehirde büyütülen bir çocuk, beton blokların arasında bir saksıda yeşertilmeye çalışılan fidan gibi oluyor çoğu zaman. insan düşünüyor; taşındığın semtin okulu, parkı, gürültüsü senin değil, çocuğun olacak. pencere kenarından izlerken anlıyorsun ki mesele sadece istemek değil, ona bırakacağın sokağı hayal edebilmek.
  6. bir yandan hayatınız tamamen değişiyor, diğer yandan dünyanın en güzel duygusu deniyor; iki tarafı da görmek lazım.

    (bkz: ebeveynlik kararı)
  7. bir taraftan hayatına düzen ve sevgi katıyor diyorlar, diğer taraftan uykusuz geceler ve bitmeyen masraflar; karar tamamen kişinin kendi ölçüsüne bakıyor.
  8. iki tarafı da görmek lazım, bir yanda tarif edilmez bir sevgi diyorlar, öbür yanda uykusuz geceler ve cebi yakan masraflar; neticede karar tamamen kişisel, kimseye şart koşulamaz. ankara'da da olsan izmir'de de, aynı gerçek geçerli.

    (bkz: ebeveyn olmak)
  9. önce e-devletten doğum parası başvurusu mu yapılır yoksa bebek için en uygun banka kredisi mi araştırılır bilemedim. evladın gülüşü dünyaya bedel ama apar topar yapılan masraflar da cabası.
  10. çocuk yapmak kolay da asıl zor olan onu büyütürken devletin her kapısında sizi bekleyen o bürokrasi labirenti. e-devlet şifresiyle başlayan macera, sgk evraklarıyla devam ediyor; sanki çocuk yapmak yerine dosya doldurmaya gelmişiz.