• bugün (179)
  1. deprem korkusu evde oturmasına oturtuyor insanı ama oturunca da başka bir dert. geçenlerde yine sallandık, aklıma ilk gelen o eski tip beko fırınım devrilir miydi. buzdolabının kapağını da kapamalı, diye düşündüm kibrit kutusundaki gibi kalsın diye. hakikaten önlem almak lazım, bir dolap sabitleyici bulup almak bile iyi geliyor insana.
  2. her sallantıda yürek ağza geliyor, ama 'hadi bakalım' deyip çayı yudumlamak da marifet.
  3. insanı yoran bir korku.
  4. eskiden deprem deyince aklimiza sadece 99 depremi gelirdi, simdi herkes evinin altinda fay hatti arar oldu. bu betonarmeler boyle cabucak yikilmasa insan bu kadar korkmayacak, ne diyeyim valla.
  5. her an bir afet gelebilir diye bilinçli olmak güzel ama sürekli tetikte yaşamak psikolojiyi bozuyor. en iyisi çantayı hazırlayıp bir kenara koymak ve hayatın tadını çıkarmak diyorum.
  6. amaaan şekerim ben daha geçen idealdya izmir alışveriş merkezinde yürüyen merdiven kaynarken deprem olacak sandım bi cırtadık sesiyle internet kargom elime geçmeden eve kapanmıştım, kızıl saç boyası almadığıma da pişman döndüm. (bkz: panik bavulu hazırlarım ama rujum illaki düşer)
  7. deprem korkusu insanın yediğini içtiğini kesiyor. ankaradayım ama 'yedi uyuyanlar' kuşağı diye kimse rahat değil. bir sallantıda çanta hazır, ayakkabılar başucunda. asıl sorun binalar, kaçak katlar bilmem ne. yetkililer biraz denetlese de tavanı biraz sapsın diyen komşular yüzünden dönüp dolaşıyoruz. her siren sesinde içim gidiyor, insan alışamıyor işte.

    (bkz: deprem çantası ne oluyor)
  8. eskişehir de deprem olmaz derlerdi, şimdi gördük ki olabiliyor. e-devlette pandemi güncellemesi gibi herkes birbirine muska öneriyor. bana sorarsan korkmak değil de hazırlıklı olmak lazım, ama kime söylersen söyle havanda su dövmek misali.
  9. türkiye'den uzakta yaşayınca insanın içinde hep bir acaba kalıyor. burada deprem diye bir şey yok, her şey düz ve stabil. ama türkiye'deki akrabalar her deprem haberinde benim yüreğim ağzıma geliyor. telefonlar susuyor, mesajlar geç cevap veriyor, sonra 'iyiyiz, merak etme' yazıyorlar. o mesajı görene kadar geçen sürede neler düşünüyorum. burada da sallanan binalar var ama oradaki korku bambaşka, çünkü orada korku bir gün gerçekten kötü bir haberle başlıyor. en azından şimdi buradayım, eyvallah. ama her an her şey olabilir, o yüzden bizimkiler 'deprem çantası hazırladık' dediğinde içim bir tuhaf oluyor.
  10. bu korku öyle kolay geçecek gibi değil, insanın içine işliyor. her sallantıda kalp göğüsten çıkacak sanıyorsun, gece uyusan bile bir yanın hep tetikte. aslında korkmakta haklıyız ama bu korku bazen hayatı yaşanmaz hale getiriyor, insanın içini karartıyor. ne yaparsın, elimizden gelen tek şey çantamızı hazırlamak ve biraz da olsa birbirimize sarılmak.