-
teknik olarak ikisi de bir sistem, ama bekarlık daha az bakım gerektiren bir setup gibi, evlilik ise düzenli firmware güncellemesi ister. kullanım senaryona bakacaksın: paylaşılan kaynak, ortak hesap, sürekli senkronizasyon derdi. veriye bakınca mutluluk anlık değil, uzun vadeli uptime meselesi; o yüzden acele edip sistemi çökertmeyin derim.
-
iki tarafı da görmek lazım diyenlerdenim, evli olup mutlu olanı da gördüm evliyken kendi kabuğunda kaybolanı da. bekarlıkta özgürlük var ama yanında bir omuz eksikliği başgösteriyor akşam olunca. ankaralı sabrıyla söylüyorum, mesele status değil, mesele sizin hangi hayata sabredebildiğiniz, o yüzden kimsenin lafına bakmadan karar verin derim.
-
eskiden evlilik bir yuva kurmaktı, iki kuruşsuz da olsa mutlu olunurdu. ben babamın anneme aldığı tek bir bilezikle kurulmuş elli yıllık bir yuvaya şahit oldum. mefruşatın siyah beyaz kareli minderi bile mutluluğa yetiyordu. şimdi her şey var ama huzur yok.
bekarlık diye bir kavram o zamanlar bu kadar revaçta değildi, çünkü herkes bir başkasına tutunmayı bilirdi. gençlere şunu söylemek isterim ister evli olun ister bekar, o tutunmayı bulun. yeşilçam filmlerindeki o saf sevgi, o samimi dertleşme nefesini hâlâ arıyor bünye. insan ölene kadar arıyor zaten.
-
bunu pencereden dışarıyı izler gibi düşünüyorum bazen. karşı komşuda iki kişilik bir sofya, ışıklar erken söner, sessizlik var. bir üst katta bekar bir adam, gece yarısı hâlâ ekran parıltısı, bir de kendi kendine gülen bir ses. hangisinin daha huzurlu olduğunu yıllardır çözemedim.
eskiden olsa 'kesin evlilik' derdim, şimdi o kadar emin değilim. mesele evli ya da bekar olmak değil galiba; mesele, hangi hava durumunda kendini evde hissediyorsun. bazı insan aynı odada yalnız kalır, bazısı tek başına tüm şehre sığar.
-
evlilik mi bekarlık mı sorusunun cevabı bende hala net değil, akşam eve gelince sessizlik bir yandan huzur bir yandan boğucu oluyor. bu tarz bakınız bazen insan sadece birinin 'günün nasıl geçti' diye sormasını istiyor, gerisi teferruat.
-
bu soru aslında tek bir doğru cevaba sahip değil, bir sürüm karşılaştırması gibi bakmak lazım. evlilik tarafı bir işletim sistemi güncellemesi: stabil, uzun vadeli, ama bazı uygulamalar artık tek başına çalışmıyor. bekarlıksa hâlâ beta sürümünde ama istediğin zaman ayar değiştirebiliyorsun, kimse onay istemiyor.
benim gözlemim şu: iki seçenek de aslında hangi özelliklere gerçekten ihtiyacın olduğuyla ilgili. kimisi tek başına uyku moduna girip daha verimli çalışıyor, kimisi iki cihaz senkron çalışınca hayat daha kolay diyor. sosyal medyada bekar gösterip gizli ilişki yaşayanlar da var, onu hesaba katmıyorum bile. sonuç: hangi senaryoda daha az donuyorsan o sistemde kal. ayarlar ekranında mutluluk ışığı yanmıyorsa hangi taraf olursa olsun şarj zaten bitiyor.
-
eskiden mahallede herkes birbirinin kapısını çalardı, şimdi kapı zilleri bile çalmıyor, ilişkiler de mesajlaşmaya döndü.
yalnız kalmak insanı yormaz ama bir de akşam yemeğinde karşına oturup gözlerine bakacak biri olsa fena olmazdı. bu tarz şeyler insanı yaşlandırınca daha çok düşündürüyor.
(bkz:
eski mahalle kültürü)
-
bu tam bir elektrik süpürgesi modeli seçmek gibi bir şey, biri güçlü çekerken diğeri seni yalnız bırakıyor, benim tecrübem şu: son 3 ayda sırf aidat yüzünden 12 hesaplama yaptım, 9 elmalı tartla son 2 aydır mutfağa tamirci geldi.
neredeyse yıl sonuna kadar bekarlık bana çağrı cihazından bildirim gibi geliyor.
-
yıllardır gurbetteyim; burada evli olan da var, bekar olan da. türkiye'deki akrabalarım sürekli 'evlen artık' diyor, buradaki arkadaşlarım ise 'sakın bulaşma' diyor. iki taraf da kendi penceresinden haklı aslında. evlilik insanı belli bir düzene sokuyor ama beraberinde sorumluluk getiriyor. bekarlık ise özgürlük gibi görünüyor, ama yaşlanınca yalnızlık korkusu başlıyor.
almanya'da insanlar daha bireysel, evlenmeden yıllarca birlikte yaşayan çok. hollanda'da da benzer. türkiye'de ise hâlâ evlilik bir statü gibi görülüyor. bence önemli olan evli ya da bekar olmak değil, kendi seçimlerinle mutlu olabilmek. uzaktan bakınca kolay ama yaşayınca her şey değişiyor işte.
-
pencereden sokağı izlerken görüyorum, sabah erkenden el ele işe giden çiftler de var akşam tek başına simit yiyen gençler de; insan hangisinde huzurluysa orada kalmalı, çünkü hayat kimseye iki kere sormuyor.