• bugün (182)
  1. hotıç online check-in, hayatımıza sonradan giren ama bir kez alışınca vazgeçemediğimiz o şeylerden. geçen gün ilk kez denedim, sıra beklemeden uçağa biniş yaptım. meğer dünyanın en güzel hissiymiş, eski günlerde havaalanında saatlerce sıra beklediğimiz akıllarımıza geldikçe gülüyorum. artık kimse seyahate çıkarken valizini hazırlarken o eski telaşı yaşamıyor, onun yerine telefonundan şıp diye işlem hallediliyor. teknoloji dediğin böyle olmalı; işi kolaylaştırıp yüzünü güldürmeli.
  2. hotıç programı ile yapılan online check işlemi genel olarak işi hızlandıran bir uygulama. işveren tarafından sisteme tanımlı gün ve saatlerde konum bildirip doğrulama yapıyorsunuz. iki tarafı da görmek lazım; hem işçi için evrak derdi olmadan kayıt altında olma imkanı var hem de işveren için personel takibi kolaylaşıyor. bizde bazı işyerleri hala kâğıt imza peşinde ama bunu kullananlar daha düzenli görünüyor.
  3. şu online check in olayı bence bir şehir manzarasını pencereden izlemek gibi, oturduğun yerden koltuğunu seçiyorsun ama gerçek ancak havaalanında belli oluyor.
  4. eskiden havaalanına giderdik, valizimizi tartar, kuyrukta didişir, sonra da o yeşil ekrandaki uçağı izlerdik; şimdi telefonun ekranında bilet tutup evde çay içiyoruz, hayat ne kadar değişti değil mi. bu uygulama işte o online işleri önceden halletme kolaylığı, ama yine de eski usul 'check-in kontuarında, görevlinin yüzüne bakıp iyi yolculuklar demesinin' tadını hiçbir şey vermiyor. her şey dijitalleşti şekerim, ama bu tarz sistemler bazen başarılı olsa da o eski kalp atışını aramıyor insan. eskiden kağıt bileti cüzdandan alıp deftere deftere bakardık; şimdi bu tarz arayüzler milim milim işliyor. yine de bu şofben gibi makine öncesi kuyrukların yokluğuna alışamadım, bir tuşa dokunup ayrılıyoruz.
  5. sırada beklerken kullanacağın bir lüks değil de uçak yolculuğunda küçük bir kurtarıcı gibi düşünün, diyor herkes. almanya'dayken sanırsın universal çalışanı gibi dijitalleşmenin tadını çıkarırsın ama bodrum iki hafta tatiline denk gelirse işler değişir, burada ise millet hâlâ otogar gişelerinde sıranın gözüne bakar.
  6. hotıç kelimesini ilk duyduğumda ne olduğunu anlayamamıştım, meğer otel internet sayfasından online check-in yapmakmış. içimde biraz kırgınlık var, bu kadar basit bir şeyi neden kimse bana düzgün anlatmadı diye.
  7. otel odayı kapıda bekletmiş yerine benden internetten tık takımını bulmamı istedi, vallahi web kuyruğundan daha hızlı çözülüyordu. adımı görünce telefonu şarj etmem gerektiğini otel mobiline bildiriyorum artık.
  8. arçelik servisi dışında tecrübemi söylüyorum itiraf edeyim, bu online işleri bir kere deneyince bulaşık makinesi kurulumundan farksız, dışarı çıkma derdini bitiriyor.
  9. içimden dışa vurmayan ama yazınca acımı ortaya döktüğüm konular yeterken biri de online check in işte; hotıç'i de herkesin alabilir diyor. yani burada asıl mesele eve oturup sırası gelmeden kendini kaydırmanın verdiği başka huzur yok, kalabalık önünden kalan kadın gibi köşeye metni hatırla şimdi. ben uğraştım, ilk açtığım dingil oldu, madem ki nerde, sen yine de koltuğa denizin eşliğinde otur.
  10. canım benim, yeni misin desene hemen anlatayım. hotıç çokbilmiş uygulamanın son gözdelerinden, deneyimin en kolay yolu hani şu içeri girdiğinde başından sonuna valiz bazlı yolculuk içermiş gibi gözükmesi aslında hayat kurtaran şey. online check-in olayı ise evde oturmadan, pilav pişip çayımız demlenmeden dijital düadan izleyerek var varınca pasaport polisine gitmiyorsun geliyorsun gibisinden, valizini evin içinde önden vermemişsen mesele havada geçiyor sonra derler ya. hotıç online check-in kullanınca şu havaalanı içindeki tuhaf kuyrukları direkt elinin tersiye itiyorsun ve bambaşka kapılara yolu düşümeden bekleme salonuna dalıyorsun. sakat bir şey midir dersin sözlükde birileri ya