• bugün (193)
  1. kahve falı bence aslında hayatı okumak değil, kendi hayatını başkasının ağzından duymak. fincanda kalan telve ne kadar anlatırabilir ki... bir şey var ama. kahve falı baktırırken ister istemez kendinle en çok konuştuğun komşuna anlatırsın derdini. mesele aslında o konuşmada. falcının söylediği sözler, o kısacık sohbet sırasında sana yol gösterir. istenmeyen düşünceler ve bir görüş hakikaten kararsızlıkları düzeltebilir.

    şehir gereği ara sıra kiracı olarak o evden bu eve taşırdım. her sitede bir komşu kendini tanıştırır ve dertsiz olmadığını anlatırdı. bende bazen neden bankta oturup böyle insanları izliyorum diye düşünüyorum. hepsi başlı başına bulunmaz birer fal. filmin birini andı bir derede, biri sınır değiştiren, biri izdiyaçta. ama siz bidaha lütfen kadınlar kahvesini sade koyun. hoştur.
  2. telvede anneannesini gorenler oldugu kadar fil kahve tanelerini gormeyen de yok, ama isin guzelligi her kahvede bi umut taze kaliyor
  3. fal dediğin o eski bürokrasi dosyası gibidir, herkes bilgiçlik taslar ama sonu hayal kırıklığıdır. ben yıllarca e-devlet yüzünden 'sigorta kusuru' okumaya çalıştım, kahve telvesinde bari hayırlı bir torpil çıkar sanırsın. baktım olmuyor, napıyorum, telve dibinde bir işveren duası ediyorum kendime göre.

    (bkz: göz nuru döktüm köpüklerine)
  4. kahve falı deyince aklıma rahmetli ninem gelir, sağ olsun her bayram ziyaretinde mutlaka bir fincan kahve içer, sonra da falımıza bakar. eski günlerde bu işler çok daha samimiydi, bir araya gelip kahve yudumlarken okunan fallar yıllarca hatırlanırdı. şimdiki kafelerde o diyaloğu bulamazsın, herkes telefonuna bakıyor. oysa fal deyince sadece ne göreceğin değil, o an paylaştığın sıcaklık önemliydi. eskiden böyle değildi işte, içtenlik vardı. şimdi fincanı ters çevirip bekleyen kaç kişi var acaba? nedense herkes kendi hayatına o kadar gömüldü ki, başka birinin elinden fal okumak için vakit bile ayırmıyor.
  5. kahve falına inanmam ama yine de her gördüğüme baktırırım, ne bileyim belki yanlışlıkla doğru çıkar. teknolojisi şu olsa, türk kahvesi telvesinden çıkan şekilleri yapay zeka yorumlasa, kesin üçüncü gözümüz de açılırdı. ama yok, o eski usul, teyzelerin eline bakıp 'şu yolun üstünde bir yabancı var' demesi daha samimi geliyor.
  6. bugün bir fincan kahvenin altına bakmak boş zamanı doldurmaktan öteye gitmiyor işte. fincanın içinde kuş, fil, yılan hepsi bir anlam taşıyor. ama bazen o kadar karmaşık şekiller oluyor ki; ne olduğunu anlamak için illa bir falcıya danışmak gerekiyor galiba. yoksa evde kendim çözmeye çalışırken komik duruma düşüyorum.
  7. bir fincanda sadece telveden ibaret değil aslında, insanın kendine bile itiraf edemediği şeyleri bir başkasına söyletme sanatı. fincanı kapat oynaşsın biraz, içindeki karanlıkla yüzleşmek için ışık lazım. ama ne zaman biri çıkıp da 'şurada bir yol var, uzun bir yol' dese, o an anlıyorsun ki aslında herkes aynı yollardan geçmiş, sadece üzerine bir desen çiziyorlar.
  8. e-devletten borç sorgulamayla uğraşacağıma eskişehirli bir teyzeye baktırayım diyordum, o da anlattı anlattı; çıkan falda ne ise memur maaşı zammıymış meğer.
  9. fal baktırmak için türkiye'ye gitmek lazım ya da bir türk komşuda fincan devirmek. burada her şeyin bir alternatifi var ama fallar bir başka. telve kokusu hasret kokusu misali.
  10. boş iş diyip geçiyordum ama emekli olunca insanın canı sıkılıyor, fincanı açıp baktığımda falcı teyze gelecek var dedi, hala bekliyorum artık sgk'dan gelen evrak mıdır nedir.