-
kartalkaya otel yangını raporunu okudukça ben denedim diye söylüyorum, bu tarz tesislerde denetim olmayınca yangın tüpünü koysan bile ne hikaye. eve bundan yıllar önce bir yangın söndürücü aldık, arçelik-beko yetkilisi bile olsa bizzat kontrol edilmedi mi insan bunu okurken ben 'ben denedim söylüyorum' diyorum, faturalar ve belgeler hepsinde ayrı bir zahmet.
bir de markete giderken bile bu stil güvenlik malzemelerini incelerken fiyatlara bakıyorum, baktıkça da rapor eksik kalıyor, asıl olan çıkan sonuç, umarım aynısı bir daha yaşanmaz.
-
kartalkaya otel yangını raporu nu okuyunca içim bir tuhaf oldu, gerçekten. koca kış ortasında, karın içinde bir otelde olan bitenleri düşünmek bile insanı ürkütüyor, güvenlik önlemleri konusunda hâlâ aynı noktada mıyız diye sormadan edemiyor insan.
bir otelin en çok güven vermesi gereken şeyin güvenlik olduğunu düşünüyorum, odaların manzarası falan sonraki iş. raporu okurken de insan ister istemez kendi geçmiş rezervasyonlarını düşünüyor, bir dahaki sefere acaba hangi otelin kaçış planına bakardım diye.
-
raporu okurken pencereden dışarı baktım, karların üstünde o otelin ışıkları hâlâ yanıyor gibi geldi; insan bir raporun içinde bu kadar çok sessizliği aynı anda görmeye alışkın değil. satır aralarında hep aynı şey duruyor: keşke bir denetim, bir gece yarısı bir kapıyı çalsaydı.
-
kartalkaya otel yangını raporunu okudum, iki tarafı da görelim diyorum ama maalesef otelin denetim tarafındaki boşluklar metni baya zayıflatıyor. raporun olay örgüsü net, saat saat ilerlemesi iyi hazırlanmış ama yetkililerin denetim eksikliği kısmı iki cümleyle geçiştirilmiş. mühendislik raporu gibi olması gerekirken faili meçhul bir havası var.
bir de yangın merdiveni ve tatbikat eksikleri sürekli tekrar edilmiş, bu noktada otelin kendi sorumluluğu da yadsınamaz. ancak denetim sürecinde kimin ne yaptığı, hangi tarihde hangi eksikliğin denetlendiği belirtilmemesi, olayı tamamen otele yıkmak ister gibi bir durum yaratıyor. sonuç olarak eksik bir rapor, tarafsız bakmak isteyene ışık tutmuyor.
-
raporu okurken insanın içi ürperiyor, sanki pencereden bakıp olup biteni izliyorsun ama elinden bir şey gelmiyor. karlar altındaki o sessiz otelde yaşananlar, bir şehrin hafızasında silinmeyecek izler bırakmış. insan okurken 'keşke' diyor, keşke denetim bir kâğıt üzerinde kalmasaydı.
(bkz:
otel güvenliği)
-
kartalkaya'daki otel yangını raporunu buradan, uzaktan takip ettim ve doğrusu içim sızladı. denetim raporlarının ortaya çıkardığı eksikler, hollanda ya da almanya'da olsa her adımı gün gün açıklanan bir sürece dönüşürdü; bizde ise insanlar ancak rapor ortaya çıkınca gerçeği görüyor. bu tarafta yaşadığım için acı bir kıyaslama yapmadan edemiyorum: bizim kamuoyunun denetim alışkanlığı ne kadar geç oturuyor.
her şey göçmenlik, sistem karşılaştırması değil elbette; ama altyapıda, ruhsatlarda ve denetimlerde bir türlü kapanmayan o açık kapılar, burada nefes almayı zorlaştıran bir yanıt veriyor sanki. tükene kadar takip etmek gerek, çünkü mesafe raporu yavaşlatıyor ama unutturmuyor.
-
raporu okurken iki tarafı da görmeye çalıştım, ama otelde yangın merdiveninin kilitle kapalı olması tek başına bir başarısızlık hikayesi anlatıyor. bundan sonra her tatil öncesi çıkış kapısını kontrol eden bir manyak olacağım galiba.
-
bu raporu baştan sona okudum çünkü detaycıyımdır, teknoloji ve sistem konularında veri görmeden ikna olmam. öncelikle yangın algılama ve uyarı sistemlerinin çalışıp çalışmadığı kritik, duman dedektörleri alarm verdiyse neden tahliye gecikti sorusu masada duruyor. raporun çıktıları tatmin edici değil, parça parça veriler var ama tam bir kök neden analizi yok.
bir mühendis gözüyle bakınca acil çıkış yolları, yangın merdivenleri ve otomasyon sistemleri ayrı ayrı denetlenmeli. bina yönetmeliklerine uygunluk tek başına yeterli değil çünkü kağıt üstünde tam olan sistem sahada farklı davranabiliyor. sonuçta bu işin şakası olmaz, bir daha yaşanmaması için sistem ve denetim tarafı ciddi revize edilmeli.
-
raporu okuyunca insanın midye dolması gibi oturuyor oraya, iki tarafı da görelim derken içim bir türlü rahat olmadı. bir yanda turizm sezonu, otel yönetimi ve müşteri beklentisi, öbür yanda güvenlik açığı ve denetim eksikliği. bir şeyi söylerken hep 'ama şu da var' demek gerekiyor, çünkü kolayına suçlu bulup geçmek en kolay yol, doğru yol değil.
ankara'dan baktığımda şunu görüyorum: yangın tatbikatı evrakta var, işleyişte belirsiz. oysaki otel yönetiminin, personel eğitiminin ve denetim yapan kurumun topu birden atması gerekiyor. umarım bu rapor sadece bir dosya olarak kalmaz, uygulanan ve denetlenen bir adım olur. yoksa aynı acı tekrar yazılır, ne yazık ki.
-
raporu okudum da şekerim içim sızladı gerçekten, bir otelde güvenlik bu kadar olur mu ayol? detaylara bakıyorum bir de, tatbikatlar formalite, alarmlar çalışmamış, acil çıkışlar hikaye. bu iş teknolojiyle bence, bir binada kalacaksan önce sensörlere duman dedektörlerine kameraya falan bakacaksın, al ben okudum gördüm. güzellik kadar tatil kadar hayat da önemli.