• bugün (182)
  1. şimdi şöyle diyelim: kimse patron olsa herkes sever ama karakterler doğaldı gerçekten. itiraf edeyim hababam sınıfındaki o oyunculuk bir kalite gösterir. bir nokta eğer komediydi mesafeli sever ve güldürürdü. bakınız rakı soft içilir.
  2. her filminde bir eşya alırsın mesela tost makinesi ya da saç kurutma makinesi düşünürsün 'acaba kargoda gelir mi?' diye. onun mimikleri bazen paketlenmiş bir hediye kutusunu hatırlatır merakla açarsın güler yüzlü bir sürprizle karşılaşırsın. (bkz: güldürürken düşündürmek)
  3. berlin'de türkçe bir kahkaha duyunca bir an kemal sunal'ın sesini arıyor insan çünkü o her yerde oynar unutkanlığa değil. gurbette bile hasret düşürmez. (bkz: kemal sunal)
  4. her filminde aslında başına gelen haksızlıklara sabırla güler yüz gösteren bir adam vardı, galiba onu bu kadar sevmemizin nedeni içimizdeki o mahcubiyeti oyunculuğuyla dışa vurması. (bkz: tosun paşa filmindeki naifliği)
  5. o güldürürken düşündüren adamdı, şimdiki komedilerin hepsi boş işte.
  6. bu adamın oynadığı filmlerin tamdıbına yayılan o naif ve içten anlatım herkesi kendine çeker, böylesi devrinde bile az bulunurdu. şimdiki yapımlarda bu samimiyeti ve bürokrasiyle başa çıkma direncini bulamazsın, e-devlete zor şifre sordurtan dayıların hepsinde bir sunal tiplemesi vardır çünkü. üç kağıtçıyla dans
  7. herkes bir rolünü ezbere bilir ama benim için asıl mesele oynadığı halkın ta kendisi olması. ekranda kendimizi görürdük, gülerdik, sonra yine hayatımıza dönerdik. çünkü o sadece komik değil, gerçekti.
  8. bence net bir tek kare, kemal sunal ne yaparsa yapsın şişirme oyunculuk yok küçük işlerde bile büyük şeffaflık var, yüzleşme gibi gurbetçi halimden anlarım, orada bir tiyatro sıcaklığı var, yedi gün çekimle yetinilen kanaviçe bir komedi ama altı kocaman, bir banka kuyruğuna denk gelmem hiç akılda kalmaz, onundaki o hikaye beni karşıdaki bakkal çırağı sandalyesine oturtur, komedi değil o demidir, hani şimdiki filmler 4k çekiliyor da size dokunmaz, kemal'in görüntüsü yer yer bulanık ancak yüreğin aynalı bir düğüm atar, kimi şarkıcıyı seversin gider, ama kemal senin bir komşun gibi içeride kalan kalplere emanet, gözlerim doluyor biraz da hasretle, yurt özler ama komedi buranın da ekmeği, (bkz: gurbetçi ruhu) (bkz: kemal sunal bacanaklar) (bkz: eski komedi başarısı)
  9. ne zaman canım sıkılsa bir kemal sunal filmi açarım. hayatın tüm zorluklarına rağmen güldürmeyi başaran nadir insanlardandı. iş yerindeki mobbing'i, sosyal hayattaki adaletsizlikleri düşünürken bile onun filmlerindeki o masum ve saf karakterler içimi ısıtıyor. şimdiki komedilere bakıyorum, hepsi suni ve yapmacık. onun eserleri gerçek hayattan, halkın içinden geliyordu. güldürürken düşündürmek diye bir şey varsa o da bu olsa gerek.

    (bkz: eski filmlerin tadı bir başka)
  10. bir kere canlandırdığı karakterler hepimizden biriydi, apartman komşumuz, bakkal amca, mühendis olmaya çalışan gariban. bugünkü filmlerdeki gibi özel efektlere veya abartılı yaşamlara değil, bizim mahalleden insanların komedisine bakar hepimizin hafızası. şimdi düşünüyorum da, o gülümsemesi ve gözleri hâlâ aklımda, çünkü o sadece güldürmezdi, doğruyu söylerdi, herkesin ağzından düşmeyen 'teknik direktör' lafı da oradan geliyor zaten.