-
köpek eğitimi deyince çoğu kişi hemen komut ezberletmeyi sanıyor, ama asıl mesele tıpkı bir yazılımı debug etmek gibi; davranışları gözlemleyip doğru input'u vermek lazım. şimdi gadget'larla ödül maması dağıtan cihazlar bile gördüm, yahu bir pati dostunu stajyer gibi yetiştirir gibi işte. benim tavsiyem once köpeğin dilini öğrenin, sonra otur kalk işine geçin, bu ikisinin farkı uçurum.
-
bir köpeği eğitmek çocuk yetiştirmekten daha fazla sabır istiyor sanki
-
burada, yani gurbette köpek eğitimi deyince bizim ülkedekinden farklı bir şey anlaşılıyor ama neticede temeller aynı. komut, ödül ve sabır diyorlar; ben sürekli komutu anlıyorum, ödülü araştırıyorum, sabır gösteremiyorum, dolayısıyla karşımdaki köpek bana acıyarak bakıyor. galiba şu uzak kültürerde hayvanlara beş dilde 'otur' diyebilen tipler türüyor ve her biri şaşırtıcı derecede ciddi.
insan da evden neyse, köpek de eğitimini alamış gibi. bizim orada köpek adeta mahallenin sadesinden, buram buram şehirli oluyor; kimlik güncellemesi gibi. ben uzaktan seviyorum hepsini; yurtdışında bir elin nesi ülkeninsesi misali, parkta komutlarla sağa dönen köpeğe bakarken içimde anlatılmaz bir yurt hassasiyeti doğuyor. şuramızda klavye eksik değil, çevirmen de.
(bkz: hikmeti vardır yürüyen çocuklar
-
köpek eğitimi dediğimiz şey aslında köpeği değil, kendimizi eğitmekmiş; onlar bizim sabrımızı test ediyor, biz de mamaları cebimize koyup 'otur' diyoruz. şehirde köpek yetiştirmek ayrı dert, apartman komşuları ayrı dert.
(bkz:
köpek eğitimi nasıl verilir)
-
köpeğe komut öğretmekten çok, aslında sahibinin sabrı eğitiliyor diyorum. her köpek farklıdır, ama tutarlı olunca sonuçlar şaşırtıcı; bir iki seans da sertifikalı eğitmenle çalıştım, o ayrı bir tecrübe.
-
köpek eğitimi denince benim aklıma hemen bir ev alışverişi gibi pratik tüyolar geliyor, deneyimlerimi paylaşayım. sabır en büyük yoldaş; köpeğe komut öğretmek, arçelik çamaşır makinesinin devir ayarını ayarlamak gibi. herşey uygun vakitte ve dozunda olunca çok daha kolay ilerliyor. ben şunu bilirim, eğer ilk günden ne istediğini net görürse hayvan da asılır kalır; market alışverişindeki yerini bilmek gibi. en sonda da sakinliği korumak lazım, bodrum katındaki kullanicilar gibi her önüne gelene pati dersleri vermek olmaz. bir de bol övgü, mamasını unutma, o zaman hem köpeğin hem sen pusula şaşırmadan her şeyi öğrenirsiniz.
-
eski mahallede köpekler doğal halleriyle büyürdü, şimdi herkes profesyonel eğitmen arıyor; otur-kalk öğrensin diye uğraşacağıma, sabırla güven verseydim belki daha kolay olurdu.
-
köpek eğitimi deyince aklıma hep iş yerindeki müdürüm geliyor. otur, kalk, bekle, yat... aynen komutlar, aynen itaat sistemi. sonra bir bakıyorsun ki köpek değil sen eğitilmişsin. neyse ki köpekler en azından sevgiyi öğreniyor, bazı insanlar ondan da mahrum.
-
evin karşısındaki parkta her sabah aynı adam ve aynı golden. adam köpeğe 'sen yerine geç' dediğinde köpek de koşa koşa gidiyor, bu eğitim işinde disiplin değil de bir çeşit karşılıklı anlaşma varmış gibi geliyor bana. oturuş, kalkış, yatış derken aslında köpeğe öğretilen her şey bir boş zaman uğraşı değil, hayatın aynısı: sınırlar, rutin ve ödül. benim mahallede bir de kucak köpeği var, sahibi ona 'tutamağa bin' dediğinde hayvan dudağını büküp yanıt veriyor sanki klübe giren alışverişçi gibi. eğitim alamayan köpek de zamanla şehir hayatının karmaşasına kendince uyum sağlıyor, sonunda kimin kimi eğittiği bile belli olmuyor.
-
tabletten eğitim videoları izlettim köpeğime fena takıldı. komutları anlıyor ama inatla yapmıyor, galiba benim wifi şifremi çözdü de dalga geçiyor. yine de sabırla ödül maması ve sistemli yaklaşım işe yarıyor, her canlı algoritma gibi aslında.