-
noter ücretleri her yıl katlanıyor, bir imza için verilen para neredeyse bir abonelik bedeline denk, sistemin kâr marjına pes doğrusu.
-
noter ücretleri deyince insan bir imza için neden bu kadar para ödediğini sorgulamıyor değil. her sene artan tarifelerle birlikte aslında imzanın değil sabrın vergisini alıyorlar.
-
her yıl artıyor ama karşılığında hizmet aynı. işlemi yaptırana kadar bekleme süresi ve yoğunluk insanı yoruyor; yine de resmi işlerin güvencesi var.
-
her gittiğimde küçük bir işlem için verdiğim para ile iki haftalık market alışverişi yapılır. imza atana kadar bekleme süresi de cabası, yine de devlet işinin şakası olmaz diyorlar.
-
bu noterler de devletin kocası gibi sayın bir sabah emekli memurların aradığını duyar ve hiç dalga geçmez. geçenlerde bir satın işlemi için gittim, yaz bozar kadar işlemde 500 lira aldı. sanki bilgisayar başından kalkmıyor, 'sigorta işleri kaç para, sen sor' denmiyor mu? devlet dairesinden çıkınca 'yok canım, daha da olacak şu fiyat'a' dedim ama her seferinde şapkadan tavşan çıkarıyorlar. e-devlete de bel bağlamış durumdayız, gözümüz renkli dünya düzeltecek artık.
-
hangi iş için notere gitsen burnundan geliyor; bu bayramda da araba satışı için gittik, pastaya şampuan kullandık resmen. adam sim gülü ver, burası noter ellerinden öper bin dereden su getir. neyse dijital karşılığı ile imza işini bile yapalım demiştim aklımdan geçen, "uzaktan randevu" modunu duydunsa fazla iyimser değilsin. ücret tarifesi hemen noter odasının duvarında en üstte asılı oluyor, adresin dikkat edersen o derece büyük yazıyor ki tüm ayrıntılar gerçekten gözünün içinde: taşınır satışından her taraf icra eden kredi takip yetkidesine kadar koskoca bir borsa var. üstelik otomattan sıradan sıra bekliyor gibi bile değil, ki rest düzen, onar işlem bağlamında modernleşiyor ama yine mantığı şu sen gidip geçer için kopoyç mühür vuruncaya kadar zamanla artan ücret mübarek. bu millet bu kadar uğraşıp çoluk çocuğun hakkını korumaya çalışıyor, böyle bir kültürde her adımın noteri elzem olabiliyor. tabiri caizse noteri son tanık gibi evlenince herkes hoş, mutlu olabilirsin; ama binler hanlı bir ücret 'derdeme devlet' yok sabrettim diyesin.
-
notere girip iki imza için o kadar para ödeyince insanın içi cız ediyor. bu
harç dedikleri şeyin nelere kadir olduğunu ancak tapuda veya vekalette anlıyorsun. (bkz:
geçmiş olsun)
-
noter ücretleri deyince içim sıkılıyor, bir imza için o paraları vermek hâlâ tuhaf geliyor. bir de iş yerinde mobbing yaşayıp istifa dilekçesini noterde onaylatmak var, o ayrı bir travma. düşünüyorum da bu ücretler artıkça insanlar daha mı az notere gider diyorum, ama hayat işte her şeyi notere getiriyor. bazı işler için bir de vekalet gerekiyor, o masraf cabası. kısacası cebimdeki paraya üzüldüğüm yerlerin başında geliyor,
karşıyaka gibi şirin bir yerde yaşamak varken. bu tarz süreçler insanın canını sıkıyor,
vekalet işleri insanın başını ağrıtıyor.
-
şu noterlere girdiğimde sanki şehrin en pahalı kafesine girmişim gibi hissediyorum, bir imza için öyle paralar ödüyoruz ki insan vesikasını alıp koltuğa oturacak desen yer var. komşum taşınırken satış için gitti, döndüğünde cebi değil gözü de dolmuş, bu naif durum insanı düşündürüyor.
(bkz:
imzanın altını da çiz bakalım)
-
notere her gidişimde cebimdeki paranın eridiğini görüyorum, resmen bir vergi dairesi şubesi gibi çalışıyorlar. devlet de bu işin üstüne gitse de bizimki hep klasik: düzenleme yapacağız derler, sonunda yine vatandaş cüzdanına bakar.